DOLAR 8,47170.78%
EURO 10,04750.62%
ALTIN 493,700,97
BITCOIN 3378375,84%
Ankara
31°

AÇIK

04:13

İMSAK'A KALAN SÜRE

Onur Kök

Onur Kök

16 Temmuz 2021 Cuma

    Akyurt örnek olsun

    Akyurt örnek olsun
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    2019 yerel seçimlerinin ardından Akyurt’ta belediye meclis üyelerinin tamamı Cumhur ittifakından oluştu. Bunlardan 3’ü AK Parti listelerinden giren MHP’li isimler olurken, diğer 12 isim de AK Parti üyelerinden meydana geldi.

    2019’da belediye seçiminde AK Parti %54,46, belediye meclisi seçiminde ise %62,50 oy aldı. Yani Akyurt’un parlamentosunda her yüz kişinden 37’sini mecliste temsil edecek kimse bulunmuyor. Seçim sistemimizde bulunan baraj uygulaması, hem TBMM’de hem de yerelde demokratik bir meclisinin önünde engel olarak karşımıza çıkıyor.

    2004 yılından bugüne iktidar partisinin adayları belediye başkanlığını kazanırken, ilk defa muhalefet meclis üyelerinin yer almadığı bir meclis gurubu oluşmuş oldu. Millet ittifakının Akyurt’ta birlikte hareket edememesi, CHP ve İYİ Parti’nin farklı listelerle seçime girmesi bir yana burada AK Parti’nin siyasi başarısını da ortaya koymak gerekir.

    Belediye meclisimizde plan, bütçe, imar, denetim, eğitim, sağlık komisyonu gibi birçok komisyon yer alıyor. Komisyonlar meclise sunulan önergeleri inceleyip raporunu hazırlayarak üyelerin onayına sunuyor ve Akyurt için yapılacak olanlar belirleniyor.

    Meclis kararlarını sürekli takip ediyorum. Tüm kararlar oy birliği ile alınıyor, tam bir uyum söz konusu, aykırı bir sesi görmek ise neredeyse imkansız. 2014 sonrasında oluşan meclise dönelim. Belediye meclis üyelerine dizüstü bilgisayar verilmesi konusu meclise gelmiş, muhalif 3 belediye meclis üyesi red oyu kullanmış, kamuoyuna yansıması ile birlikte kabul edilen önergenin uygulanmasından vaz geçilmişti.

    Bir başka önergede muhalif isimler belediye bütçesinin detaylı bir şekilde halka açıklanmasını istemiş ancak bu önerge de oy çokluğu ile reddedilmiş, gazetemiz ile kamuoyuna duyurulmuştu. Bugün ise Akyurt 2023 yılına kadar farklı siyasi görüşlerin fikirlerinin de tartışıldığı bir meclis ortamından yoksun kalacak.

    Bu açık nasıl giderilebilir? Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi Akyurt’un tamamını temsil etmek istiyorsa bunun için bir yol ve yöntem bulunabilir mi? Kanuni zorunluluk karşısında kurulması mecburi olan Kent Konseyi ilçemizde bu anlamda bir araç olarak kullanılamaz mı? İlçemizi hep birlikte yönetebilmek adına, ilçe için sözünü söylemek isteyen herkesin buluştuğu bir kent konseyini neden oluşturmayalım?

    Konseyin almış olduğu kararların uygulanması noktasında bir zorunluluk bulunmuyor ve meclis gündemine taşınması belediye başkanın inisiyatifine bırakılmış durumda. İlçemizde kent konseyi aktif olarak çalışmazken, bazı il ve ilçelerimizde halkın yönetime katılımını sağlayan örnekleri de mevcut. Bence bu yaklaşım mevcut yönetimi zora sokmak yerine siyasi gücünü artırarak katılımcı bir yönetimi meydana getirecektir.

    Kimin ve hangi partinin seçimi kazandığından bağımsız, böyle bir yönetim anlayışına ülke olarak ihtiyacımız var. Akyurt tüm ülkemize örnek olamaz mı?

    Devamını Oku

    Geleceğe Yatırım

    Geleceğe Yatırım
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Akyurt’ta belediye ve hükümetin hangi yatırımlara ağırlık vermesini istersiniz?” sorusuna kuşkusuz bir çok farklı yanıt alınacaktır. Gayrimenkul sahipleri ve yatırımcılar bu soruya ilçemiz özelinde değerlendirdiğimizde “AVM, Fuar Alanı, lüks konutlar…” gibi cevaplar verecektir.

    Otomobilini çok seven ve her çukura düştüğünde canı yanan muhtemelen yol yapılmasını, sağlıkta yaşadığı bir sorunu gören yeni bir hastane binası yapılmasını isteyecektir. Belediyelerin asli görevleri olan su, kanalizasyon, kaldırım, çöp hizmetleri, ulaşım gibi bir çok alt başlıkta sıralanacaklarla birlikte liste uzayıp gidecektir.

    Yıllardır hastane yapılması talep ediliyor ve başlayan yatırım bir nebze olsun ilçe halkını rahatlattı. Bir nebze diyorum çünkü henüz personel ve teknik donanım hakkında bir fikir sahibi değiliz. 2000’de hizmete açılan mevcut 50 yataklı Devlet Hastanesi’nin yetersizliğini fırsat bilip hıncımızı binanın kendisinden aldık. Günün şartları ile donatılan hastanenin yıllar geçtikçe nasıl işlevsiz hale getirildiği örneğini hep birlikte yaşadık. Yeni bina yapılması talebi ‘iyi bir hastane’ isteğinin yanında ilçedeki rantın gelişimi açısından da değerlendirildi. Zaman gösterecek ancak ihtiyaca karşılık verecek bir hastanenin hizmete açılacağına inanıyoruz, inanmak istiyoruz!

    Henüz proje aşamasında olan Mesleki Eğitim Merkezi ve Meslek Yüksek Okulu çalışmalarını da Akyurt açısından oldukça değerli görüyorum. Mesela üniversite meselesi de yine hatırı sayılır bir kesim açısından rant odaklı düşünülüyor. Öğrenciler geldiğinde kira ve daire fiyatları artacak, yapılar değer kazanacak, esnafa katkı sağlayacak. Parayla kafayı bozduk, hem ihtiyacımız var, hem de rantın artması kolay para kazanmak için seçenekler sunuyor.

    Şimdi okullarda veliler Whatsapp grupları oluşturuluyor, bazı velilerin kaynak kitap taleplerine bazı veliler karşı çıkıyor. Maddi yetersizlik nedeniyle karşı çıkanları bir kenara bırakıyorum, bazı veliler eğitime kaynak ayırmaktan imtina ediyor.

    Gelmek istediğim konu eğitim. Birçok konuda yüksek ses çıkaran ve karşı çıkan bizler söz konusu eğitim olduğunda bunun hem çocuklarımızın hem de ülkemizin geleceğine bir yatırım olduğunun farkına varamıyoruz. Yeni açılan kütüphaneye gittiğimde 3-4 öğrencinin çalıştığını görmek beni üzüntüye boğuyor.

    Nasıl fuar alanı konusunda, nasıl çöken yollar, bozuk kaldırımlar konusunda yüksek ses çıkarabiliyorsak, eğitimde bundan daha fazlasını yapabilmemiz gerekir. Başkan Ayık’ı eğitim için planladığı yatırımlar noktasında tebrik ediyorum ancak aileleri de bu işin içine katabilmemiz için yine kurumlarımıza iş düşüyor…

    Aileler çocukların eğitimlerini nasıl planlamalı, okul öncesi ve eğitim süresince çocukların gelişimi adına ailelere düşen görevler nelerdir, imkansızlıklar dahilinde eğitim için kaynak ayıramayan ihtiyaç sahibi aileler kimlerdir, gibi bir çok konuda eğitimcilerin görüşleri ile planlama yapmamız gerekmez mi?

    Bugünün çocukları, yarının mimarı, doktoru, avukatı, mühendisi, milletvekili, belediye başkanı olacak! Ve bugün karşılaştığımız sorunları bugünün gençleri çözecek!

    Her yatırım değerli ancak nasıl bir binayı inşaa ederken temelden başlanıyorsa ülkemiz adına her şeyi çözecek yatırımın başlangıcı da eğitimden geçiyor…

    Yeterince vakit kaybettik geleceğe yatırım yapmaya artık başlamalıyız!

    Devamını Oku

    EKMEK PARTİSİ

    EKMEK PARTİSİ
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Yaşım itibariyle Bülent Ecevit, Tansu Çiller, Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz gibi siyasetçileri tanıma ve dinleme fırsatı yakaladım. 20 yıl öncesine döndüğümüzde bazılarımız seçim dönemlerindeki açık oturumları hatırlayacaktır. Siyasetçiler aynı televizyon yayınında bir araya gelir, memleketi nasıl yöneteceklerine dair düşüncelerini paylaşır, partilerini iktidara taşımak için destek isterlerdi.

    Siyasi partilerin ideolojileri vardı, bugün birçok konuda ise bu ideolojik ayrımı göremiyoruz. Toplumun yoksulluğa itilmesi, siyasetin çıkar hesapları ile dizayn edilmesi toplumu da bu süre içerisinde başkalaştırdı. Bugün ülkemizin en önemli gündemi ve sorunu haline gelen işsizlik, yoksulluk ise toplumu ‘Ekmek Partisi’ne oy vermeye itti! Artık, toplumsal sorunlar yerine, kişisel sorunlarımızı ön planda tutuyoruz.

    Belediyeler, adeta yardım yarışına girişti, ekmek, soğan, domates, patates, kömür… hatta Gökçek döneminde karpuza kadar düşünüldü. Seçmen yardım ulaşmadığında partisine küsüp, sırtını dönebilecek hale geldi. Yurttaş, bu ülkenin bir ferdi olduğunu unuttu, yönetimdeki söz hakkını ‘ben sana oy veriyorum, işimi göreceksin’ sözleriyle tarif eder hale geldi.

    Tüm partiler, belirli bir kesim için ‘Ekmek Partisi’nden ibaret, ülke için ne düşündüğü, vizyon, misyon, gelecek umurda değil! Bu 20 yılın sonunda yavaş yavaş topluma nüfuz eden bir yaklaşım oldu. Yönetenlerce bu düşünüldü, kurgulandı, hayata geçirildi, ‘kazan kazan’ formülü bir süre tıkırında işledi.

    Ancak şimdi çarklar tersine dönmeye başlıyor. Bu ifade ile toplumda bir silkiniş tarif etmiyorum, bu mekanizma artık işlememeye başladı, ülkenin zenginliklerini paylaşacak maddeler tükeniyor artık! İktidar partisinin özellikle Büyükşehirlerdeki kaybı, kurulan sistemi diğer partiler için işletmeye başladı. Önüne geçmek için atılan adımlardan biri de; belediyelerin iştiraki olduğu şirketlerdeki belediye tüzel kişiliğindeki temsilcilerinin değiştirilmesi yetkisinin belediye başkanlarından alınarak belediye meclisine verilmesi oldu.

    Yönetim değişse de ‘kazan kazan’ mantığı kısa sürede değişmeyecek gibi duruyor. Kısa vadeli çözümler toplumun önüne sunuluyor ancak uzun vade de sorunları erteleyip duruyoruz.
    İşsizlik ve yoksulluğu kökten çözecek siyasi söylemler ve projeler ne muhalefet partilerinde ne de iktidar partilerinde var.

    ‘Ekmek Partisi’ masada seçenek olarak durmaya devam ediyor. Siyasi partilerin toplum için birer okul, fikir kulübü olması gerektiğine inanıyor ve ülkeyi yönetecek gençleri yetiştirebilecek kurumlar haline gelmesi gerektiğini düşünüyorum.

    Karşılıklı çıkara dayalı bu ilişki modeli var olan kaynakları tüketmekten öteye gidemeyecektir. Üretmeye, düşünmeye ve çözmeye ihtiyacımız var. ‘Ekmek Partisi’ni kapatıp, geleceğimizi inşa etmek adına konuşmak, tartışmak zorundayız.

    Tıpkı, Kurtuluş Mücadelesi yıllarında Büyük Millet Meclisi’nde olduğu gibi, buzdolabının olmadığı (?) dönemler gibi, bu konu da geriye gidebilmeliyiz. Üstelik çağ da olabildiğince gelişmiş iken, üretebilecek gücümüz var iken, Ekmek Partisi acilen kapatılsın!

    Çünkü Ekmek Partisi, insanı en başat ihtiyacı olan ekmeğe dahi muhtaç edenlerin genel başkanlığında ve fikri iktidarında egemenlik gösteriyor.

    Çünkü Ekmek Partisi insanı önce karnını doyurup sonra kendisine bağımlı hale getirme yönünde politika güdüyor.

    Çünkü Ekmek Partisi ilk başta masum ve halk lehine gibi görünse de uzun vadede ekmek ürettiğimiz buğdayın bile dışardan geleceği bir vizyona sahip.

    Çünkü Ekmek Partisi, ekmek işleminin sonucunun biçmek olduğunun farkında değil.. Rüzgar ekilip fırtına biçileceğini göremiyor.

    Sonuç olarak Ekmek Partisi yerini insanların kişisel sorunlarının ve gelecek kaygılarının zaten ortadan kalktığı artık insanlığının temel sorunlarının çoktan aşıldığı bir düzlemden ötesini tarifleyen partilere bırakmalıdır.

    “Ekmek bulamıyorsanız pasta yeyin.” diyen bir bakış açısına muhtaç kalmamak için, hiç zaman kaybetmeden.

    Devamını Oku

    2020’den öğrendiklerimiz

    2020’den öğrendiklerimiz
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    2020 yılını insanlığı ve ülkemizi zor durumda bırakan hadiselerle birlikte geride bırakıyoruz.

    Hiç kuşku yok ki yaşadığımız doğal afetlerin yanı sıra koronavirüs asla unutamayacağımız anılarımız arasında yerini alacak. Hayat, yaşadığımız güzel, tatlı, hoş anıların ve birikimlerin yanında kimi zaman acı olayları da bizlere yaşatıyor ve tecrübe ettiğimiz her bir olay geleceğimizi hazırlıyor.

    Yaşadıklarmızdan ders alıp almadığımızı, öğrenip öğrenemediğimizi ise bizlere zaman göstererek. Yaşamanın tekinsiz sayılacağı dünyamızda kimilerini sellerde, yıkılan binaların altında, kimilerini yoğun bakım odalarında yitirdik. Vatanı müdafaada şehit verdiğimiz askerlerimizle birlikte 2020 yılı belki de çoğumuzun hoş anı bırakamadan terk ettiği bir yıl olacak. Ancak her şeye rağmen dünya dönmeye devam ediyor.

    Korona, pandemi, covid, faz I,II,III çalışmaları, aşının ve ilacın bulunup bulunamayacağı gibi sağlığımızı ilgilendiren gündem geride bıraktığımız yılda en önemli sayılacak konular arasında yer aldı. Hastalanan yakınlarımız ekranlarda ‘vaka’ olarak değerlendirilirken ‘entübe’ kelimesi ile de tanışmış olduk. Vakaların ilk çıktığı günlerde sayılar bizler için çok şey ifade ederken, her şeye olduğu gibi buna da alıştık ve aslında rakamlarla ifade edilenin insan hayatı olduğunu unuttuk.

    Koronavirüsün toplum sağlığının yanında en önemli etkisi eğitim alanında görüldü. Çocuklarımız canlı dersle, EBA’yla tanıştı. ‘Hocam böön canlı ders var mı?” sözü tebessüme neden olurken, sokağa çıkıp koşamayan, yüz yüze eğitim alamayan çocuklarımız evlerine hapsoldu ve eğitim, öğretimin yanında süreç motor gelişimlerini de ciddi anlamda etkiledi.

    ‘Kısa çalışma ödeneği’ kelimesi ile tanıştık. Kimisi gerçekten kendisi için, kimisi ise patronu için bu uygulamadan yararlandı. Ekonomik bunalım ‘felaket’ olarak nitelenebilecek olayların yanına da eklenince, insanlar sağlığını değil, ‘nasıl ayakta kalabilirim?’ sorusunun cevabını aramaya başladı. İşsiz kalan, geçim derdine düşen milyonlar bir çıkar yol aramaya koyuldu. Önceden türlü sosyal sorunlarla dolan sosyal medya mesaj kutularımız, ne yazık ki çaresizliği anlatan metinlerle doldu. ‘Evde kal’ denildi ancak, evde kalacak ortamlar oluşturulamadı.

    Ancak bireysel olarak çözmeye çalıştığımız, yani toplumsal duyarlılığımızı tekrar harekete geçiren olaylar zinciri, devletimizin bu alanda hazırlıksız olduğunu da bizlere gösterdi. Doğumundan itibaren vergi ödeyen her bir yurttaş, her bir esnaf beklediği ve istediği desteklemelerden bir türlü yararlanamadı. Biner TL hibe, kira desteği gibi yardımlar, özellikle vergi yükü binen esnafı rahatlatacak adımlar olmaktan uzak kaldı. İş yeri kapanan esnafı bile düşündüğümüzde verilen desteği yeterli görebilmek imkansız görüldü.

    Dünyanın çeşitli ülkelerine yapılan yardımlar hepimizi mutlu eder ancak, kendi içimizdeki sorunları çözemeden uygulamaya alınması da 2020’nin tepki çekenleri arasında yerini aldı. Yoksulluk, enflasyon, işsizlik gibi sorunlar ‘güçlü devlet’ adına uluslararası alandaki bu manevraları içerde tepkiye dönüştürdü.

    Geçtiğimiz yıl bir çok yönüyle, eğer doğru yorumlayabilirsek bizler için ders niteliğinde oldu. Yüzlerimizi maskeyle örttüğümüz 2020, değerli görmediğimiz bir çok konunun ne kadar kıymetli olduğunu gösterdi. Sokağa çıkamamak, restaurantta yemek yiyememek, çocukların parklarda oynadığını görememek, bir araya gelip, yeni yılı, doğum günlerini kutlayamamak. Hepimiz yaşlanıp bu dünyadan göçüp gideceğiz, büyüklerimizi ziyaret edememek, yaşamevlerindeki yaşlılarımızı yanlız bırakmak, daha bir çok şey eklenebilir.

    Bunları tek tek sıraladığımızda, aslında mutlu olmak içim bir çok sebebimiz olduğunu da görmüş olacağız. Umarız 2021 yılı, hepimiz için, insanlık için ve ülkemiz için umutsuzluğun olmadığı, güzelliklerle dolu bir yıl olur.

    Devamını Oku

    Nasıl ayakta kalırız?

    Nasıl ayakta kalırız?
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Yaşadığımız depremlerin sonrasında kısaca bir süre, depremlere hazırlıksız yakalandığımızı konuştuk durduk. Binalarının kalitesizliğinin yanında, sözde dini söylemler ile depremin gerekçesi olarak dile getirilen bağnazlığı saymazsak eğer, hatayı kendimizde aradık.

    Dini inancımıza göre depremin cezalandırma olduğunu ifade edenler, başka dinlere inananların depremden nasıl sağ çıktığını görmüyorlar mı? ‘Tedbir bizden, takdir Allah’tan’ diyerek her doğal afet sonrasında ‘mucize’ beklemeyi de artık bırakmamız gerekiyor.

    Saatler sonrasında hayata tutunan canlar bir nebze de olsa sevinmemize neden oluyor. Ancak, ölümlere baktığımızda hepsinin altından birer trajedi çıkıyor. Oturalamaz denilen binaların, ev sahiplerince kiraya verilmesi, inşaasında yapılan yanlışlar, denetimsizlik, para kazanma hırsı ve belki de en önemlisi yoksulluğumuzu ekranlardan izliyoruz. Kaderciliğimize ve inancımıza tutunarak kendimize teselli yöntemi arıyor, çaresizliğimizi ise gizlemeye çalışıyoruz.

    Yaşanabilecek olan depremler en dayanıklı bilinen yapıların yıkımına bile neden olabilir. Ancak yakın geçmişimizde yaşadığımız depremler; yoksul mahallelerde, köylerde yaşayan ailelerin hayatlarını yerle bir etti. Yaşamak mümkündü ancak, oraya o binalar yapılmamalı, o binalara iskanlar verilmemeli, gerekli denetimler yapılmalı, kolonların kesilmesine de göz yumulmamalıydı.

    Hayat, bizlere maddi imkanlarımız ölçüsünde ayakta kalma, yıkılmama şansı tanıyor. Depremden öte, her alanda buna bağlı kalarak sorunlarla boğuşmaya devam ediyoruz. Eğitim, sağlık, ulaşım, beslenme, giyinme ve tüm gereksinimleri ekonomik durumumuz belirliyor. Ülke yönetiminin topluma verdiği değerle birlikte bir de yanına yoksulluk eklenince yaşamın güzelliklerinden mahrum bir yaşam süre gidiyor.

    Bugün günlerden 10 Kasım. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1937 yılı meclis açılış konuşmasındaki ifadeleri, toplumsal zenginliğe ulaşmada devlet politikaların önemine işaret ediyor;

    “Bütün devlet kuruluşlarının canlılığı, sağlamlığı, işletilmesi yönünden büyük dikkatle üzerinde durulması gereken mali hayatımıza değinmek istiyorum. Cumhuriyet bütçelerinin beliren ve daima güçlenmesi gereken ortak özellikleri yalnız denk oluşları değil, aynı zamanda, koruyucu, kurucu ve verici işlere her seferinde daha fazla pay ayırmakta olmalarıdır. Bu politikamızın, milli faaliyet üzerinde derhal yaratmaya başladığı etki ile bütçe tahmin rakamlarımız, yalnız gerçekleşmekle kalmamış, her zaman fazlası ile kapanmaya başlamıştır.

    1936 yılı bütçesi, gelir tahminine ve 1935 yılı gelir tahakkuklarına göre, 22 milyon fazla ile kapanmıştı. 1937 bütçesinin de bu güne kadar gösterdiği durum, aynı ümidi fazlası ile gerçekleştirecek niteliktedir.

    Bu sonuç, ülke ekonomisinin gelişmesinin, halkın zenginliğe ulaşmakta olduğunu belirttiği gibi, aynı zamanda, halk için çalışan bir hükümetin, halkın yararına olarak aldığı önlemlerin uygun olduğunu da göstermektedir… Devlet gelirlerinin artırılması için yeni vergilerin yürürlüğe konması yerine… Son iki yıl içinde hayvan, tuz, şeker, çimento, petrol, benzin, elektrik ve ham madde resim ve vergilerinde yapılan ve her biri % 30 – 50 oranlarında olan bir vergi indirimini gerektiren vergi yükü azaltılması, üretimin özendirilmesi yönünden vatandaş ve ülke için olumlu ve hayırlı sonuçlar vermektedir.”

    Halk iktidarından ve cumhuriyetten kopuş, zengin gelir kaynaklarına sahip olan ülkemizde, gelir paylaşımını da adaletsiz kıldı.

    82 milyon nüfusumuzla, üretim gücümüzü bir avuç insanın cebini doldurmak için kullandığımız sürece, ölmeye, nefesimizi de ekmek parası kazanmak için tüketmeye devam edeceğiz.

    Atatürk’ün işaret ettiği refaha sahip bir ülkeyi kurmak ve sorunların üstesinden gelebilmek hala mümkün.

    Devamını Oku

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

    İstanbul escort Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Maltepe escort Ümraniye escort Kurtköy escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Şişli escort Mecidiyeköy escort Şirinevler escort Avcılar escort Halkalı escort Beylikdüzü escort Bakırköy escort Ataköy escort escort dubai escort berlin seks hikaye sex hikayeleri porn