DOLAR 9,59240.05%
EURO 11,1468-0.04%
ALTIN 556,62-0,04
BITCOIN 6081851,68%
Ankara
10°

AÇIK

05:54

İMSAK'A KALAN SÜRE

Pelin Özge Bağcı

Pelin Özge Bağcı

21 Haziran 2021 Pazartesi

    Küçüğün evlat edinilmesi

    Küçüğün evlat edinilmesi
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Türk Medeni Kanunu’na göre evlat edinme soy bağının kurulma yollarından biridir. Buradaki soy bağı kavramı mahkeme aracılığıyla kurulmaktadır. Ancak evlat edinmenin ilk basamağı mahkemelerde başlamamakta, aracı kurumlarda başlamaktadır. Bu aracı kurumlar devletçe yetkili kılınmış kurumlar olup, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı Sosyal Hizmetler İl ve İlçe müdürlükleri bu konuda güncel yetkili kurumlardır.

    Küçüğün evlat edinilebilmesi için belli koşulların gerçekleşmesi lazımdır.
    Bunlar;
    -Evlat edinme küçüğün yararına olmalıdır.
    Buradaki yarar kavramı somut olayın özelliğine göre elbette değişkenlik gösterebilir ancak genel hatlarıyla evlat edinme her halükarda küçüğün yararı gözetilerek alınmalıdır. Yarar kavramı geniş bir kavram olup birçok açıdan değerlendirmeye tabi tutulur.

    -Evlat edinen tarafından 1 Yıl süreyle bakılmış olmalıdır.

    Buradaki bakım tarafların birbirine alışması için gerekli olup; küçüğün eğitim, bakım gibi ihtiyaçlarını evlat edinenin giderip gidermeyeceğini tartması açısından da önemlidir.

    -Evlat edinenin varsa diğer çocuklarının hakları zedelenmemelidir.

    Eğer evlat edinme iradesi evli bir çift tarafından gösteriliyorsa yasa koyucu eşlerin en az 5 yıldır evli olmaları veya 30 yaşını doldurmuş olmaları koşulunu aramaktadır. Tarafların ,evlat edinmek istedikleri küçükten en az 18 yaş büyük olmaları gerektiği de kanunen aranan diğer bir koşuldur.

    Taraflar (eşler) birbirlerinin çocuklarını da evlat edinmek isteyebilirler bu durumda da evliliklerinin en az 2 yıldan beri sürüyor olması ya da evlat edinmek isteyen eşin 30 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir.

    Hukuk sistemimiz evli olmayan kişilerin de evlat edinmesine olanak sağlamaktadır. Buradaki temel koşul, evli olmayan ve evlat edinmek isteyen kişinin 30 yaşını doldurmuş olması gerektiğidir

    Evlat edinmede, küçüğün biyolojik ebeveynlerinin rızası hayattalar ve ulaşılabilir konumdalarsa şarttır. Bu rızanın, doğumun üzerinden en az 6 hafta geçtikten sonra verilmesi gerekmektedir. Eğer küçüğe vasi atanmışsa da onay vasi tarafından verilecektir.

    Evlat edinme işlemi tamamlandıktan sonra küçük artık evlat edinenin soyadını alır ve biyolojik çocuklarla aynı haklara sahip olur. Evlat edinenin mirasçısı olur ancak evlat edinen, küçüğün mirasçısı olamaz.

    Devamını Oku

    Anlaşmalı boşanma

    Anlaşmalı boşanma
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Kuşkusuz kimse bir gün boşanacağını düşünerek evlilik gerçekleştirmez ancak evlenmek kadar boşanmak da hayatın içindedir ve bazen son çaredir. Ne yazık ki boşanmak, evlenmek kadar kolay değildir. Evlilik akdinin, belli şartları taşımak koşuluyla, resmi makamlar önünde yapılması yeterli iken; boşanmak için, mahkemelerin, çiftlerin bu kararı doğrultusunda karar vermesi gerekmektedir.

    Boşanma üst başlık olarak 2’ye ayrılmaktadır; ilki, çekişmeli boşanma ,ikincisi ise bugünkü yazımızın da konusu olan anlaşmalı boşanmadır. Çiftler her ne kadar boşanma sürecine gelene kadar oldukça yıpranmış ve herhangi bir konu üzerinde belki de anlaşamayacak noktaya da gelmiş olsa, gerek zaman gerek de psikolojik olarak daha fazla yıpranmamak adına, anlaşmalı olarak boşanmak çok daha medeni ve kolay bir yoldur.

    Anlaşmalı boşanma, herkese uygun olmayabilir ancak genel olarak anlaşmalı boşanmanın tek ve ilk celsede çekişmeli boşanmanın ise yıllar içinde karara çıktığını göz önünde bulundurursak, tarafların anlaşmalı boşanma yoluna gitmesi belki de yararlarına olacaktır.

    Anlaşmalı boşanma için adı üzerinde tarafların boşanma iradeleri konusunda uyum olması gerekmektedir. Yani iki tarafın da anlaşmalı olarak boşanmayı istemesi gerekmektedir. Diğer bir koşul bu evliliğin en az 1 senelik bir evlilik olması gerektiğidir yani henüz ilk evlilik yıl dönümünü görmemiş çiftler anlaşmalı olarak boşanamamaktadır. Söz ettiğimiz bu bir senelik sürecin başlangıç tarihinin, çiftlerin resmi nikah tarihi olduğunu da eklemeden geçmeyelim.

    Tarafların boşanma iradeleri hususunda anlaşmalarını ve evliliklerinde bir seneyi doldurmuş olmalarını cebimize koyarsak; üçüncü adım, tarafların bir boşanma dilekçesi ve anlaşmalı boşanma protokolüyle mahkemeye başvurmalarıdır. Bu protokolde, taraflar, müşterek çocukları varsa velayet, velayeti almayan tarafın görüş günü, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tazminat, malların rejimi hususlarında anlaştıklarını beyan eder ve mahkemenin tasdikine sunarlar. Bu protokolün, avukat aracılığıyla düzenlenmesi tarafların hak kaybına uğramasının önüne geçecektir ancak taraflar protokol üzerinde kanuna uygun olarak anlaşırlarsa kendileri de bu protokolü düzenleyebilirler. Düzenlenen bu protokolü taraflar imzaladıktan sonra duruşma esnasında iki tarafın da hazır bulunması gerekmektedir. Çekişmeli boşanmanın aksine tarafların avukatı olsa dahi anlaşmalı boşanma duruşmasında tarafların bizzat hazır bulunmaları gerekmektedir.

    Son olarak çekişmeli başlayan bir boşanmanın davanın ilerleyen aşamalarında anlaşmalı boşanmaya; anlaşmalı başlayan bir boşanmanın da tarafların protokoldeki herhangi bir hususta anlaşamamaları durumunda çekişmeliye dönebileceğini belirterek bu haftaki yazımızı sonlandıralım.

    Devamını Oku

    Kiralanan taşınmazın kira bedelinin ödenmemesi sebebiyle tahliyesi

    Kiralanan taşınmazın kira bedelinin ödenmemesi sebebiyle tahliyesi
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı , kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Kullandırma amacı güden sözleşmelerin başında kuşkusuz kira sözleşmesi gelmektedir.

    Kira sözleşmesi, herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı gibi bu sözleşme ,sözlü olarak da kurulabilir. Ancak özellikle kiraya verenin mağdur olmaması ve hakkını somutlaştırabilmesi açısından bu sözleşmenin yazılı olarak yapılması daha sağlıklıdır.

    Genel olarak kira borcu, tarafların aralarında serbestçe kararlaştırdığı sözleşmede yer alan tarihte ödenir. Eğer taraflar aralarında bir tarih kararlaştırmamışsa Yargıtay içtihatları kira bedelinin en geç ayın 3’üne kadar yatırılması yönündedir. Kira bedelinin her ay verilmesi daha sık karşımıza çıksa da bu bedelin yıllık verilmesi yönünde de taraflar anlaşabilir.

    Kiralanan taşınmazın tahliyesi ise her istediğimizde ve nedensiz başvurabileceğimiz bir yol değildir. Öncelikle tahliye sebeplerinden biri mevcut olmalı ve mevcut durum göz önünde bulundurularak uygun bir tahliye yolu izlenmelidir.

    Kira borcunun ödenmemesi sebebiyle tahliye uygulamada genel olarak iki ayrı kanun dayanağından gerçekleştirilir.

    Bunlardan ilki İcra İflas Kanununca daha pratik bir yol olmakla beraber, temel olarak ,tahliyeden ziyade kiralayanın biriken kira alacağına ulaşmasını sağlamaya yönelik bir yoldur. Bu yol için ilk adres mahkemeler değil icra daireleridir. Kiracı kendisine verilen 30 günlük süre zarfında biriken kira bedelini ödediği takdirde kiralananı tahliye etmek zorunda değildir. Yukarıda bahsettiğimiz süre konut ve çatılı iş yeri kiralarında geçerlidir. Kiracının kendisi hakkında başlatılan bu takibe 7 gün içerisinde itiraz hakkı vardır ve bu itiraz takibi durdurur ancak hem itiraz etmeyip hem de 30 gün içerisinde biriken kira bedelini yatırmazsa kiralayan için tahliye yolu açılır.

    Diğer yol ise Türk Borçlar Kanununa göre mahkemeleri devreye soktuğumuz ve tahliye amacı güden bir yoldur. Burada da 352/2 uyarınca kira bedeli yatırılsa dahi tahliye istiyorsak esas önemli nokta, bir kira döneminde kira borcu zamanında ödenmediği gerekçesiyle, haklı iki ihtar bulunmasıdır. İhtarların, haklı sebebe dayanılarak yapıldığının ispat yükü, kiraya verene aittir. Bu ihtarlar ispat şartı bakımından noter aracılığıyla yapılmalı ve farklı aylara ait olmalıdır. İhtarları çektiğimiz yılı kapsayan kira sözleşmesinin, bitim tarihinden itibaren bir ay ise davayı açabileceğimiz zaman zarfıdır. Bu davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir.

    Devamını Oku

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.