fbpx
SİZ DE YAZIN...

  • DOLAR
    7,6604
  • EURO
    8,9115
  • ALTIN
    458,62
  • BIST
    1,1633
Can Kaderoğlu
Can  Kaderoğlu
can.kaderoglu89@gmail.com
Nazım Hikmet için
  • 0
  • 03 Haziran 2020 Çarşamba
  • +
  • -

‘Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı
Yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına 3 Haziran 63’ü
3 Haziran 63’ü’

Büyük ozan Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dillere destan hislere tercüman olan en güzel şiirlerinden birisi de ‘Haziran’da Ölmek Zor’ isimli şiiridir. Bu eser Türk Dili’nin şairi büyük usta Nazım Hikmet anısına onun vefatından sonra yazılmıştır. Daha sonra şiirin ve anlamının bütünlüğüne uygun şekilde harika bir besteyle dillerden düşmeyen bir şarkı haline getirilmiştir. Yer yer bir marş yer yer bir uzun hava.. Dinlerken adeta bir şarkılar bütünü içinde birden fazla besteyi hissedersiniz. Tıpkı Nazım Hikmet’in ve Memleketi’nin hayatı gibi. İnişli ve çıkışlıdır. Büyük bir insanlık macerasıdır Nazım Hikmet’in hayatı.

Haziran ayı deyince akla birçok yitirdiğimiz değer geliyor. Bunların içinde en çokta edebiyatçılar var. Kimler mi var aralarında; Nazım Hikmet’in mahpus arkadaşı Orhan Kemal Haziran’ın başında yitirdiklerimizden. Yine Nazım’ın büyük takipçisi Ahmed Arif, Dil Tarih’in ve edebiyatın tek kitaplı prensi Haziran ayının bizden aldığı büyük isimlerden. Nazım Hikmet’in öğrencisi Hasan İzzettin Dinamo’da Haziran’da yitirdiklerimizden.. Hepsinin ortak özelliği çok büyük aydın ve edebiyatçı olmalarıdır. Diğer ortak özellikleri hepsinin memleketin mahpuslarından geçmiş olmaları ve inandıkları için her şeyi göze almalarıdır. Bir diğer ortak özellikleri devrimci ve vatansever olmalarıdır. Zaten aydınlıklarının temel besin kaynağı bu menbaadan beslenmektedir. O kaynağın en büyük gözü ve besleyicisi ve dahi en büyük ortak özelliği Nazım Hikmet’tir. Nazım Hikmet sadece bu ayda yitirdiğimiz değerlerin değil memleketin edebiyat, sanat, düşün ve siyaset hayatının çok büyük bir bölümünü etkileyen bir insandır.

Yeri gelmişken Haziran ayında kaybettiğimiz memleketin edebiyat ve düşün hayatından isimleri saymazsak olmaz. Arafta kalmanın belki de diğer adı olan Cemil Meriç, tozu üflenip yeniden ele alınması gereken bir kitap gibi duran Cahit Zarifoğlu, Ahmet Haşim ve Peyami Safa ve Ahmet Muhip Dranas haziran ayında yitirdiğimiz önemli değerlerdir.

Nazım Hikmet’i en fazla etkileyen, şiirinin içeriğini ve biçemini belirleyen şair Mayakovskidir. Onun fütürist edebiyat akımından etkilenmesi aynı zamanda insanlığın hür geleceğine olan inancı ve bağlılığından geliyordu.

‘Sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun
Kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün
Şiirin gökyüzü gibi herkesin.
Sen Kızılırmak kadar bizimsin
En büyük ustası dilimizin
Canımız ciğerimizsin.’

Bedri Rahmi Eyüboğlu, Haziran’da Ölmek Zor’un bestesinden çok daha fazla bilinen bir besteyle, Zülfü Livaneli tarafından taçlandırılan bir şiir yazmıştır. Şiirin adı ‘Zindanı taştan oyarlar’. Gerçekten memleketin zindanlarını bir okula dönüştüren bir ışık huzmesinin hayatının özeti gibidir bu şiir. Öylesine içten bir çavlandır ki bu şiir okurken dinlerken söylerken mutlaka duygulanırsınız. Büyük gazeteci Uğur Mumcu için söylendiği de düşünülen şiirin kahramanı Nazım Hikmet’tir.

Ömrünün 13 yılında hem de haram yemeden, cana kıymadan, zulüm etmeden sadece düşündüklerinden dolayı memleketin zindanlarında yatmıştır Nazım.

‘Sen esirliğim ve hürriyetimsin,
Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,
Sen memleketimsin.
Sen ela gözlerinde yeşil hareler,
Sen büyük, güzel ve muzaffer,
Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin.’

Nazım Hikmet aynı zamanda bir sevda şairidir. Kim anlatabilir ki Nazım şiirlerinden ilham almadan ‘karlı bir çam ormanında nefes almanın bahtiyarlığına benzeyen’ sevgisini. Aşk şiirleri aşkları nezdinde tüm kadınlara yazılmıştır. Ama en deli sevdası büyük insanlığa ve memleketinedir Nazım Usta’nın. O yüzdendir ki memleketin nice şair yürekli genci duvarlara onun şiirlerini bir slogan gibi kazımıştır.

Nazım Hikmet dünyadaki en büyük toplumcu şairlerdendir. Louis Aragon Elsa’ya şiirler yazardı Nazım’ın en güzel şiirleri Piraye için yazdı.
Lorca değil midir vatanı için ölen genç yaşında, Nazım bir tek ölmemiştir o kadar.
Şili’nin delikanlısı Pablo Neruda Nazım’ın vefatının ardından öylesine bir ‘mersiye’ yazmıştır ki düğümlenir kalır boğazınızda bir şey.

‘Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun
ne yapacağız şimdi?
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar
bulabilecek miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun
ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı,
ateşle suyun birleştiği’

Özcesi bir memleket şairidir Nazım Hikmet. Memleketimden İnsan Manzaraları isimli destanında öylesine anlatır ki ülkesini, başka bir söze gerek kalmadan bir Türkiye panoraması çizilir. Kurtuluş Savaşı destanı bir vatansever manifestodur.

‘sırtı lâcivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin
zaferi için
hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin
bir şarkı söyler gibi ölebilecek’lerin varlığı daha nasıl anlatılabilirdi?

Anlatılacak çok şeyi var Nazım’ın belki başka yazılarda anlatılır şimdilik kendisi için yazılan şarkılardan birinde söylendiği gibi kısaca söyleyip bitirelim. Nazım Hikmet memleket, kafiye için yazmadık hasret sana memleket!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Yorumlara Kapalıdır