Toplumları yönetebilmenin en makul ve sürdürülebilir biçimi, yönetilenlerin desteği ve iknasına dayanan süreçlerdir. Kitleler süreçleri belli bir çerçevede kabul edip hayatlarına yedirirler. Buradaki sürdürülebilirliğin en temel noktası bu olan bitenlerin en geniş kesimde yarattığı rızadır. Chomsky ve Herman tarafından literatüre armağan edilen ‘Rızanın Üretimi’ kavramı yönetimlerin meşruluğunun ve idamesinin isim bulmuş halidir.
Rızanın üretilemediği ya da eskisi kadar etkileyici olmadığı durumlarda neler olur diye düşündüğümüzde karşımıza üzerine kafa yormamız gereken bir manzara çıkıyor. Yönetenlerin eskisi gibi yönetilemediği ve yönetilenlerinde artık eskisi gibi yönetilmek istemediği durumlar iktidarlar açısından değişimin çanlarının çaldığı durumlardır. Fakat bazen bu durum yönetilenlerin eskisi gibi yönetilmek istediği yani geçmiş güzel günlere özlemi şeklinde de tezahür edebiliyor. Yani eldeki verileri tekrar mevcut durum ekseninde gözden geçirmek gerekiyor.
Ülkemizde özellikle artık orta yaş sayabileceğimiz 90’larda çocuk ya da genç olmuş kuşağın geçmiş günlere özlem duymadığını söylemek zor. Halinden memnun olduğunu varsaydığım tek kuşak, kuyruklarda ‘yağ-şeker bekleyenlerin’ oluşturduğu yaş dilimi olabilir. Onların da özellikle ekonomik şartlardan dolayı ömürlerinin son baharında tatlarının pek yerinde olmadığını söylemek zor olmayacaktır. Velhasıl kuşak bağlamında düşündüğümüzde mevcut yönetim tarafından güncel bir rızalığın alınacağı herhangi bir kesimin varlığından bahsetmek fazla iddialı olacaktır. İktidarın siyaset ağından beslenen toplumun dar bir kesimini saymazsak..
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları dönemi birkaç ayrı aşamaya ayrılarak incelenmelidir. Mutlak rızalık ihtiyacının olduğu ve bunda başarılı olunan 2002-2007 dönemi, rıza üretiminin aksadığı fakat yine de işlediği 2007-2013 dönemi, rıza üretiminin aşağıya doğru ivmelendiği 2013-2023 dönemi ve ilk kez yenildiği 2024 ile başlayan süreç..
Göstergelerinde işaret ettiği üzere, toplumsal rızayı en fazla destekleyen faktör ekonomi. AKP’nin en yüksek oyları aldığı, sivil ya da devlet içi seslere karşı en özgüvenli olduğu dönemler yani Rıza Üretiminde en usta olduğu dönemler ekonomide işlerin yolunda gittiği dönemlerdir. Ekonomi ile beraber toplumsal alandaki aksamalarla beraber iktidarın rıza üretimindeki ivmesi günden güne azalmıştır.
Geldiğimiz noktada temelsiz iddialarla rakiplerini içeri atan, kendisine yapılanların ve eleştirdiklerinin çok daha beter bir kopyası haline dönen, eleştirilere kulağını tıkayan, geniş kesimlerin vicdani ve insani taleplerini önemsizleştiren ve rıza üretimini önemsemeyen bir iktidar var.
Rakiplerini siyasetin ve hayatın kendi dinamikleri içinde yenmeye alışmış bir yapının ilk kez yenildikten sonra kaybettiği ivmeyi, meşruiyeti olmayan yollarla yeniden sağlamaya çalışmasının nafile çırpınışları.. Bu patinaj bir süre ortalığı toza bulayacak ama zaman ve halkın iradesi her şeyi yerli yerine oturtacak.. Siyasetle gelenler siyasetin bütün enstrümanlarını kullanarak yine siyaseten yenilecekler.
Bugünden itibaren kafa yormamız ve şekil şemal vermemiz gereken asıl mesele, gelmekte olanın üreteceği rızanın beslendiği zemin..


















