fbpx
SİZ DE YAZIN...

  • DOLAR
    8,0580
    %0,63
  • EURO
    9,6752
    %0,72
  • ALTIN
    460,38
    %1,38
  • BIST
    1.408
    %0,03
Ufuk KÖK
Ufuk  KÖK
ufukkok@hotmail.com
Hastalık Hastası
  • 0
  • 24 Kasım 2020 Salı
  • +
  • -

Hazıra dağlar dayanmaz” hazırı seven bir millet olduk. Kısa yoldan köşe dönmeceler, kısa yoldan iş bitiricilik son günlerin modası haline geldi.

Göze girme, göz boyama, hepsi göstermelik bir hal aldı. Balık tutmayı öğrenmeyi beklerken hazır balık beklemekten vaz geçilmedi.

Sen ben kavgası bu yüzden bitmek bilmedi, daha ileri boyutlara ulaştı, memleket meselesi haline geldi. Seçen inatçı, seçilen fırsatçı oldu.
Çamur at izi kalsın siyaseti geçerli bir siyaset haline geldi, çamuru bol olan kazandı diğeri toz duman.

Bu geçmişten gelen bir hastalık mıdır nedir bilinmez, sen ben siyaseti bayağı bir tuttu. Milli siyaset derken, dini siyaset ön plana çıktı. Kültür, millet, milliyet siyaseti alabora oldu, adına küresel siyaset denildi, küreselleştik. Hangi kürede belli değil.

Dış politkaya hırçın, iç politikaya kızgın bir iktidar yaratıldı. Geçmişin eksikleri fırsat bilinip içgüdüsel bir siyaset anlayışı peydah oldu. Böylece siyaset ilime bilime dayalı olmaktan çıktı. Milli stratejisi olması gereken siyaset günü kurtarma politikalarına dönüştü. Elinde iktidar gücü olanlar buna destek veren kişi ya da kişileri liyakatten bir haber ana halterlere yerleştirdi, milli politika yerine parti koruma kurtarma politikası ön plana çıktı.

Yasalar kanunlar, kamu kuruluş ve kurumları özelleştirilmiş bir hal aldı, kime özel oda belli değil. Siyasetin bu hale gelmesi ya da getirilmesi sadece ve sadece iktidara özel bir durum değil. Bu durum tabandan başlayan yani bireysel taleplerin baskın olduğu bir hareketle oluşan ve gittikçe kişiselleşen bencillikten kaynaklı olduğu da bir gerçektir. Siyasi partilerin söylem ve ilkelerinden taviz vermesi, rüzgarın estiği yöne odaklanması, bunun yanında yön değiştirmesi son gelinen noktanın tuzu biberi oldu.

İstekler ve taleplerin sürekli şikayete dayalı olması da işin başka bir boyutu.
Kimse kendisine sormuyor ki ben ne yaptım, eksiğim nedir, fazlam nedir ?

Siyasi partilerinde de kişisel kavgaların bir türlü bitmediği alanlar haline gelmesi mevcut politikanın ekmeğine yağ sürmekte. Bu kavga milli politikanın önüne çoktan geçmiş ve yerleşik bir hal almıştır. Yani bitmeyen sen ben kavgası.

Bu bireyden başlayan siyasi anlayış, bilinçsizlik, kabına sığmayan sürekli basıncı yükselen gaz misali büyüdükçe büyümektedir, alan daralmakta patlamaya hazır bir bomba gibi tehlike arz etmektedir. Biri sıkışırken diğeri sıkıştırmaya devam etmekte.

Bu pür telaş hareketin ülkenin geleceğine dair hiçbir fayda sağlamayacağı aşikardır. Dar edenle darda kalanın savaşına dönüşen siyaset kulvarı yarışanın değil yarıştıranın himayesinde kaldığı sürece huzur, sukünet, kanun, kural beklemek açık arazide tren beklemeye benzer.

Bireyler bir şekilde bulunduğu noktada kendi etrafında dönerek, yukarıda bahsettiğim huzur, sükunet ,kanun, kural bunlardan bir tanesini görebiliyorsa umut var demektir. Ya da bunlardan birisine ne kadar yakın ne kadar sahip olduğunu görebiliyor, hissediyorsa söyleyecek bir şey yoktur.

Zor anlaşılır günlerden geçiyoruz. Huzur, sukünet, adalet için biraz katkı, huzur verecektir.
Sağlık ve huzurlu günler dileklerimle.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Yorumlara Kapalıdır