DOLAR 13,61472.3%
EURO 15,48432.64%
ALTIN 773,911,67
BITCOIN 766555-0,64%
Ankara

AÇIK

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

SEN İNSANSIN İNSANLIĞI UNUTMA

SEN İNSANSIN İNSANLIĞI UNUTMA

ABONE OL
Ekim 18, 2021 14:13
SEN İNSANSIN İNSANLIĞI UNUTMA
1

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsanlığı tehlikeler bekliyor.

Bu tehlikelerin en büyüklerinden biri, susuzluğu da içine alan beslenme sorunu, diğer biri de üreme sorunu.

İnsan robotlaşıyor mu?

Evet.
Bal gibi de robotlaşıyor.

Robotla olan farkımız, duygularımızın olması ve duygulandığımızdır.

Bu o kadar belirleyicidir ki, insanda, Hak terazisi görevini yapan vicdanı besleyen canlılığın ta da kendisidir.

Son birkaç yılda, gözlemlediğim kadarıyla, insanın odaklanma, karar verme, öz denetim, sabır ve dikkat edebilirliği özelinde çok sorunlar yaşamaktadır. Özellikle, sosyal medya imkanlarıyla eriştiğimiz hız ve uygulamalar çeşitliliği bu sorunların farkına varılmasını engelliyor veya geciktiriyor.

Salgın ve onun olumsuz etkilediği hayat koşullarında, hareketliliği azalan,kaygıları çeşitlenerek artan ve düzenleri bozulan insanlar yeni fakat insan ruhuna uygun olmayan zorunluluk ile karşı karşıya kaldılar. O da, dört boyutlu yalnızlık. Bu yalnızlığın içinde neler yok ki.

Heyecanını yitiren ebeveynlerin gözlerinden okudukları endişeden kaynaklı güvensizlik yaşayan çocukların, dünyanın paket programlı, internetin elverdiği kadar, akrabasız, eşsiz dostsuz, herhangi bir çıkar için her türlü şeyden feragat edebilirlik, varlığının sebebi dahi olsa, ana değerleri değeri maddiyata tahvil, fırsatçılık, sanat ve güzellik inceliğinden yoksun, ekranlara ölümüne bağlı, borçlu, olana bitene müdahil olmamak adına duygu ve düşünme yetilerini köreltmiş, haz, hız, giz etkileyenleriyle önce kafasındaki,sonra da etrafındaki hayatı örgütlenmek derdine düşecekleri kargaşaya doğru büyüdüklerini gözlemliyoruz.

Gelecekte, insanın da robotlaşacağına inanan çok insan var.

Cinsiyet aidiyetinin, bir yerli olma özgünlüğünün, bir değerin yaşatanlığının, sağlıklı beselenmek dahil anlamlı eylemliliklerin rengi solmuş gençler arasında. Ölümüne tüketme, düşsüzlük, işsizlik ve güçsüzlük cenderesinde, her şeyin bir çaresi olacağı sanısı ile kölelik öneren güçlerin emrinde olmanın dışında bir seçeceği akıllarına bile getiremiyorlar desem.

Geçenlerde, ayakkabı tamircimiz “yakında, kadın erkek ayrımı kalmayacak hocam, ortalığın durumuna baksana” dedi ve devam etti, “robot kadınlar, robot erkekler üretilmiş, aynı Kemal Sunal’ın filimindeki gibi. Onlarla yaşayan insanlar varmış.” Aklıma, yakın zamanda insanın tamamen kısırlaşacağına yönelik öngörülerini paylaşan bilim insanlarının dedikleri geldi.

Dünya coğrafik özellikleri ve devinimleri özelinde de değişiyor. Enerji kaynakları değişiyor. Para ve diğer değişim nitelik ve yöntemleri değişiyor.

Aklımızdan geçenleri okuyan teknoloji, aynı zamanda aklımıza dışarıdan kontrollü hareket edebilecek eklentiler de yapabilme imkanı sağlayabilmekte.

Daha da şaşırtıcı olan, üst akıl da diyebileceğimiz kişi veya bu amaçla örgütlenmiş yapıların kurgulamaya çalıştıkları geleceğin canlıları üretilmeye başlanacak.

İnsan, hayvan ve bitki özellikleri, istenilen davranışların elde edilebileceği canlıyı meydana getirmek – elbette gen bilimlerinin verileri de kullanılarak- çabası son sürat devam ediyor.

Robot köpekler, insansız hava araçları, uzaktan kumandalı diğer bir çok işte kullanılan robotların, insanı da kendine benzettiği gerçeğine dair veriler daha somut hale geldi.

İtiraz eden, kavgayı göze alan, hakkının farkındalığı ve öteki ile kıyaslama eylemliliği olan canlıyı, ruhsuzluğa indirgeyen bilimsel imkanlar, neredeyse küresel üst akılların ticaret işleyişinin ana unsuru haline geldi.

Eğitim öğretimi bu işleyiş esasına göre sistemleştirme işi, sandığımızdan çok daha etkili olarak hayatımızı ve algımızı yönetmektedir. İnsanı ve dolayısı ile insanlığı, sınırlandırılmış özel hedefler oylumunda tutan, teknolojinin yönlendirdiği, yapay zeka da denilen insanımsılar karar verme süreçlerine katılacak kadar işin içine girmişlerdir.

Dünyada, bu kadar insanın yaşamaması gerektiğini düşünenlerin, en yakın hedefi ne olabilir sizce?
Elbette, ruhu, değeri, itirazı ve gücü gereğince davranabilen insanı azaltmak, hatta yok etmek. Bunu kısa sürede başaramadılar, dolayısı ile insanı, klasik insan özelliklerinden uzaklaştırmak çabasına yatırım yaptılar.
Başardılar mı?
Hayır demek imkansız.

İnsan hormonlarını bitkilerin damarlarına şırınga edenlerin, robotik canlılara, binlerce insanı bir çırpıda yok edecek silah eklediklerine tanık olduk.

Anında çeviri yapan, konuştuklarımızı yazan, canlı konuşma imkanı veren, dikişsiz yara kapatan, izsiz yara tepeleyen, parmak izimizi işleme sokan, göz farklılığımızı şifre eden, radyo dalgalarını yol haline getiren teknoloji, insana anlam katan hüznü, insanı kıpır kıpır eden heyecanı, iradesinin sınırlarına çeken inancı, insan yüzünü mucizevi renge bürüyen gülüşü, ağıdı, her anı yüzlerce ifade doğuran sessizliği ve daha nice yakışanlığı tarihin çöplüğüne öğütmekte.

Kötü, bencil, fırsatçı, katil, saygısız, asalak nitelemeleriyle insanı kötüleyerek, insanın insandan ıramasını öğütleyen, atasözü kılıklı özlü söz, her türden filim, makale, şiir ve resim gibi gereçlerin yaygınlaşmasına çabalayanların derdini şimdi daha iyi anlıyoruz.

Tekbaşınalığa dayanamayan insanı, kendisinin dışındaki canlılar dahil her şeye marazi düzeyde müptela edenler, yine insanı kurtarmak adına insanlığı iğdiş ediyorlar.

Robotik araçlara silah takanların hedefi yoksulluğu ve haksızlığı vurmak olmayacağına göre, hedefleri belli. Biz.

Yani düşünen, ruhu ve inancı gereği itiraz edebilen, vicdanı ve merhameti ile dayanışabilen, edindikleri ve düşleri gereği, insanı ürettiklerine köle eden haydutluğa geçit vermeyen yüreğimizin de yaslı olduğu göğsümüzdür.

Umut otağımız da diyebiliriz.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.