DOLAR 9,2569-0.42%
EURO 10,7887-0.41%
ALTIN 530,500,37
BITCOIN 5971582,28%
Ankara
14°

AZ BULUTLU

18:24

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Alışmamak itirazdır

Alışmamak itirazdır

ABONE OL
Temmuz 16, 2021 12:44
Alışmamak itirazdır
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kurbağalı mesellemeleri çok severim.

Tuttuğun balık ürküttüğün kurbağayı değmeli. Ne kadar sevimli bir uyarı.

Daha ne denir, avareye, lüzumsuza, boşa kürek sallayana, pirince giderken evdeki bulgurdan olana, küçük işe büyük düş harcayana.

Göle su gelene kadar kurbağanın gözü patlar diyen birinin sitemi başka nasıl anlatılırdı bilmiyorum. Yani her iş ihtiyacın derde dönüşmediği anda gerçekleşmeli, yoksa zamanında erişilmeyen dermanın kıymeti hiçbirşeyliktir.

Bir de kurbağanın alıştırılarak börtlenmesi hikayesi var. Güzel bir anlatıdır. Kurbağa zıplayıp kurtulmasın, mayışarak ve alışarak canından olsun düşüncesi ile, kısık ateşle ısı derecesi artırılan suda gerinerek, lakayt ve esrik halde ölüme sürüklenir.

Bir de, gökyüzüne kuyudan bakan kurbağanın hikayesi var. Müthiş bir hikaye. Kurbağanın bakış açısının genişliği ile edindiği bilgi ve fikir arasındaki ilişkiyi işaret ediyor.

Kurbağa kuyunun ağız genişliğinin dışında bir imkana sahip değil, dolayısıyla gökyüzünü ancak o genişlik kadar görebilir.

Bilgi, görgü, hayal gücü ve fikirlerin beslenim kaynağı, her işi aslına götürecek açı genişliğini bundan daha iyi ne anlatabilirki?

Bunlar masal gibi anlatılardır.

Etkileyicilikleri tartışılmaz tabi, ancak ne ilginçtir hep başkalarına anlatırız. Ders almasını istediklerimiz bizim dışımızdakilerdir. Bize düşenin, dilimize ve ortamına denk gelmiş uyarı görevli davranışı sergilemek diye düşünürüz.

Bana kalır ise, bütün öğrenmelerin önce kendimizde değişiklik yapmasına fırsat vermeliyiz. Sonrasını düşünmek bile mutlu ediyor insanı.

Çağın insanını kapsam alanı içine hapseden sosyal medya imkanları ile yayılan, herbirimizin ders almasını öneren paylaşımların etkisizliği de bizde değişiklik yapmasına fırsat vermeyişimizden olsa gerek.

Ne üzücüdür ki, internet ortamının insana, kültürel birikiminin paylaşımına, demokrasi ve özgürlük istemine katkı sunacağı beklentisi de hayal kırıklığı ile sonuçlanmak üzere. İnsan ruhu, ihtiyacı olduğu anın dışında maruz kaldığı uyaranlara karşı etkileşmezliği tercih ediyor. Bir bakıma duyarsızlaşıyor.

En kötüsü de, söz, şiir, resim, fotograf veya herhangi bir malzeme hak etmediği kadar sıradanlaşıyor, ayağa düşüyor.

Sosyal medya işleyişi konu olunca iş bu kadarla da kalmıyor. Süreç, insanın kendisini de, paylaştıkları gibi hayata etkisiz kılıyor.

Gün geçtikçe, bize, düşüncemize ve tercihlerimize yakın kişi ve kişilikleri konu eden paylaşımların müptelası oluyoruz. Bu tutkunun gereğini yapmaya devem etmek de, farkın ve farklılıkların etkileyici değiştiriciliğinden mahrumluğu getiriyor peşinden. Dolayısı ile de, herkes kendini onaylayan, kendini gösteren, kendini alkışlayan grupların içinde debeleniyor.

Bu durumu, kendileri adına akçeli getiri aracı olarak kullanmak derdinde olan sosyal medya işgörenleri, biz insanları o alanlarda tutmak için, hoşumuza giden, aynı fikirde, aynı inançta olanları ve aynı ideoloji sevenleri sürekli birbiri ile iletişim halinde tutuyor. Kısır döngü de denebilecek bu çevrimiçi iletişim eylemleri sonunda, birbirinden haberi olmayan, aynı coğrafyada yaşasalar bile birbirlerinin dertlerinden habersiz, sadece kendi grubunun mensubiyeti ile anlamlı hisseden insanlar haline geliyoruz.

Bu tür sürecin ortamlarına yakın zamanın iletişimci bilim insanları “yankı odaları” diyorlar. İnternet ortamındaki beğeni ve eğilimlerinizi “algoritmik” olarak kullanılabilir bilgiye dönüştürüp, bunu mağaza veya sizi herhangi bir amaca yönelik etkilemek isteyenlere satan usta kuruluşları da var bu işin.

Renk, hareket, hız ve haz ekseninde hafızası ve dikkati azalan insanın, ihtiyaçlarını gideriyor hissi de yaratılarak kuşatılması, bende hüzün yaratsa da, sakızı dahi evine getirilen bir çok insanı hayatın bu olduğuna inanır etmiş bile.

Bu, seçeneksiz kaldığımız anlamına gelmesin ha. Birilerimiz, haşlanmadan, kuyulardan baktığımızla yetinmeyip, geldiğimiz halin yarınına kafa yormalıyız.

Öyle ya, tuttuğumuz balık ürküttüğümüz kurbağaya değmeli.İnsanın, düşü, düşünebilirliği, aklı, gönlü ve vicdanı ile başını derde sokarsanız kıyameti beklemenize gerek kalmayacaktır.

Alışmamak itirazdır. İtiraz, cesaret, bilgi, birikim ve irade ister.

Sen insansın, insanlığı unutma.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.