1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. UTANMAYI BİLMEK GÜZEL ŞEY

UTANMAYI BİLMEK GÜZEL ŞEY

featured
service

Yaşamak güzel şey diyor ya usta.
Bu da öyle bir şey.
Utanmayı bilmek.

Utanmak esaslı bir hal tezahürüdür. Derindeki etkileyicilerin “değerler” olduğunu ele verir. Beynin ruhi düzlemdeki olup bitenleri kıyaslayabildiğinde ortaya çıkar. Yaşamak dahilindeki tercihleri içte “doğru-yanlış”, “yerli yersiz”, “hak edilmiş – hak edilmemiş”, “zamanlı-zamansız” gibi değer ölçütleriyle nitelendiren bilincin iç tepkilerindendir utanmak.

Sosyal duygular içinde anıldığı sebebiyle “kültürel” niteliği de vardır utanmanın. İnsanların, edip eylediklerinden kendi etkilenmesi sebebiyle ortaya çıkan utanma duygusudur üzerinde durduğum. Utanmanın sebepleri her kültürde aynı olmayabilir.

“İnsanda biraz ar olur” ifadesi de, utanmanın önemine değinir.

İnsan, yaşadığı toplumun veya milletin kural, ilke ve değerler bütünü içinde gerek “okulla” gerek ise kamu adına “yaygın” imkanlardan yararlanarak doğruyu-yanlışı ayırma bilincine erişir. Toplumu huzurlu ve dengeli kılan değerleri öğrenir. Dolayısıyla da içsel değerleri örgüsünü ve davranış ölçütlerini geliştirir. Bu ölçütlerdir, toplum ve bireyin al-verinde, üretim dayanışmasında, “entellektüel” birikiminde, inanç ve ibadet eylemlerinde serbestlik sınırlarını belirleyen.

Utanma, insanın edip eyledikleriyle bağını işaret eder. İç dengeyi de ele verir. Onlardan sorumlu olma bilincidir utanmanın temel itkisi. Davranış kaba ve yersiz olsa bile, niyette kusur olmadığının en geçerli belgesidir utanmak. Hadi biraz daha güzelleştirelim bunun ifade adını, mahcubiyet.

Tam da bu.
İnsan mahçup olabildiği sürece akılı, vicdanı ve gönülü dengede tutma gücüne sahiptir. Mahcubiyet, terbiye ve incelik sınırlarının kırmızı işareti sayılır. Kişinin görünen ve görünmeyen yaşadıklarının muhasebesini yapabilme gücüdür buna sebep olan.

Öz denetime tabi, “doğru” ve “yerinde” davranışın ön bilgileri, mahcubiyet tecrübesi dahil “erdem” esaslı öğrenmeleri içerir. Bu da, ister istemez kişinin yaşantı girdilerinin tercihi kararını ve eylem doğrultusunu belirler. Ondan sonradır ki -kültürel de olsa- doğru, yanlış, haklı, haksız, yerinde, yersiz nitelemesi yapılır.

“Kork korkmazdan, utan utanmazdan” diyenler utanmak ve ettiğinden dolayı mahçup olmak denen şeyin terbiye, vicdan veya kaliteli birikim ile can bağını çoktan kurmuşlar. Elbette ki buradaki “korkmak” dikkat içeren samimi duyarlıkla ilgili hali ifade ediyor. Birilerinin olumsuz eleştirisi veya uyarısına gerek kalmadan “herkes ettiğinden utanır” yargısı ile mührünü koyan kültürün vicdani ölçüte ve öngörü tecrübesine atfettiği önem de bundan ötürüdür.

Yani, kendi kendine değer biçme, bu anlamda gerçeğin tespiti, devamındaki davranışın değerlisini garanti eden oylumuna yer açıyor.

Yerel bakımdan toplumsal olanın evrensel tutum, tavır ve davranışla buluşabilmesi, onları da değerlilik özelinde etkileyebilmesi için “özdeğer” kıstasları şarttır. Kıstastan kastım, değer ile değeri belirlenmesi gerekenin ölçüm süreciyle ilgili karşılaştırma verilerini içeriyor.

Utanmak, kaliteyi ve artniyetsizliği de imlediği gibi mütevaziliğin de müdahalesiz tezahürüdür. Güzel eder insanı. Karşıdakinde sıcaklık oluşturur, merhametli yüreklere ayrıca ödüllü destek içeriği taşır.

Utanmayı bilenler varlıklarının kıymetini, insan olmanın dile gelmez haysiyetini kişilik renklerinde taşırlar. Söz onların ağızlarından, can tadına ve yürek sıcağına bürünmeden anlama ermez. Uyanmanın derin ve düzenli sistemine sahip olan insanda değiştirici güç aklı esas alsa da eylemi tasarlarken vicdani dengeyi gözetir. Mutlaka, canlı veya cansız her şeyin ortak olduğu hayatın zarar görmemesi ilkesini az veya çok işin içine katar.

Utanmak becerisi veya yeteneği kalmamış insanların toplumsal yaşamı kaosun bizzat kendisidir. Altta kalanın canı çıksın, güçlü güçsüze köledir gibi özetlenecek düşünsel aşama, “ar damarı çatlamış” insanların layık olduğu düzenin niteliğidir.

Utanmamayı kültürel özgürlük, bireysel bıçkınlık olarak tasarlayanların besin unsurları mekanik ve ilaçtır.

Utanmazlığı yaşayanlara bakılırsa utanma özelliğinin ne kadar şiir, utanabilenin ne kadar şık olduğu görülür.

Ne diyelim, Allah utanılacak işin emekçisi ya da kölesi etmesin insanı.

Olanlar yok mu, var tabi.

Onlar ölmüş de ağlayanları yok.

UTANMAYI BİLMEK GÜZEL ŞEY