1. Haberler
  2. Haberler
  3. Türkiye
  4. Siyaset
  5. Özel’den Erdoğan’a: “Ya Rakibi Ortadan Kaldıracak, Ya Sandığı”

Özel’den Erdoğan’a: “Ya Rakibi Ortadan Kaldıracak, Ya Sandığı”

featured

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Tele1 ekranlarında katıldığı canlı yayında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, “Tayyip Bey, Ekrem Bey’i yenememenin psikolojisi içinde ‘Gelecek seçimlere gidemeyiz, rakibim bu olmamalı’ diyor. Ya rakibi ortadan kaldıracak, ya sandığı ortadan kaldıracak.” dedi.

Dün akşam gerçekleştirilen miting planlamasının aslında farklı bir ilçede yapılmasının öngörüldüğünü belirten Özel, “Dün biz aslında mitingimizi Anadolu yakasında bir başka ilçede yapacaktık. Planlamamız o şekildeydi. Bir Anadolu yakasında, bir Avrupa’da yapalım diye karar vermiştik. Birkaç mitingdir böyle gitmek gerektiğini düşünüyorduk. Ama tabii bu yeni dalga operasyon olup da Avcılar, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlarımız İstanbul’da gözaltına alınınca dün de tutuklanınca biz mitingi Gaziosmanpaşa’ya çevirdik” dedi.

“Tenezzül ederlerse başkanvekilliği geçebilir”

Gaziosmanpaşa’daki duruma özellikle dikkat çeken Özel, ilçedeki belediye meclis çoğunluğunun CHP’de olmadığına vurgu yaptı. “Gaziosmanpaşa’nın önemli bir durumu var. Orası İstanbul’da belediye meclis çoğunluğunun bizde olmadığı tek ilçe. Burada belediye başkanı bir tutuklama yapılıp da görevden uzaklaştırıldığında eğer buna Adalet ve Kalkınma Partisi ve MHP’nin belediye meclis üyeleri tenezzül ederlerse belediye başkanvekilliği onlara geçebiliyor” ifadelerini kullandı.

Özel, daha önce yaşanan Yalova örneğini hatırlatarak siyasi müdahalelere tepki gösterdi: “Tabii bunu daha önce de biz defalarca, mesela Yalova örneğinde de görmüştük. Öyle bir noktaya geliyor ki iş, en uydurma gerekçeyle belediye başkanı alınıyor ve yıllarca o mahkeme bitmek bilmiyor. Bu siyasi. Erdoğan Yalova Belediye Başkanvekilinin elini kaldırmıştı ilk grup toplantısında. Ta seçime kadar o başkanvekiliyle gittiler, sanki Yalova’yı AK Parti kazanmış gibi. Cumhuriyet Halk Partisi kazandığı halde onlar yönettiler. Ne oldu sonuçta? Sonuçta Yalovalılar bu sefer çok açık bir farkla bu seçimde CHP’ye verdiler Yalova’yı.”

“Suç örgütü lideri şu anda dışarıda”

Aziz İhsan Aktaş’ın savcılık tarafından suç örgütü lideri olarak tanıtılmasına rağmen tahliye edilmesine değinen CHP lideri, “Aziz İhsan Aktaş denilen kişi itirafçı olmuş. Bu kişinin savcılık tarafından hepimize tanıtıldığı gün ‘suç örgütü lideri’ diyordu. ‘Rüşvet vermek, kamu ihalelerini rüşvet yoluyla almak suretiyle bir suç örgütü kurdu’ diyordu, bu da lideri. Şu anda dışarıda. Dün gece evinde. Yahu bir suç örgütü lideri suç işliyorsa, suçu itiraf etti diye eve yollanırsa, bizim belediye başkanları suç örgütü üyesi filan değil. Yanlış anlaşılmasın yani onunla da suçlanmıyorlar. Ama birisi suç örgütü lideri, altında bir sürü kişi var. Lider ona suç atıyor, buna suç atıyor, eve gidiyor. Geri kalan bu suçlamalarla, bu iftiralarla muhatap hapiste kalıyor. Bakın Aziz İhsan Aktaş demiş ki, ‘Ben ortağım vasıtasıyla…’ Ortağının ismi Gürkan Dölekli. ‘… söyledim. Bu belediye başkanına Özer Ayık rüşvet verdi. Gürkan Dölekli’nin Müdürü Özer Ayık rüşvet verdi’ demiş. Aziz İhsan Aktaş eve gitti, bunu söylediği için. Gürkan Dölekli denilen ortağı, ‘Ben rüşvet vermedim’ dedi, ‘Aziz yalan söylüyor’ dedi. Ama serbest bırakıldı AK Partili olduğu için. Şimdi ‘Rüşvet verdi’ diyen doğru söylüyorsa, rüşvet verenin içeride kalması lazım. Yalan söylüyorsa iftira atanın etkin pişmanlıktan çıkmaması lazım. Bu ‘Vermedim’ deyip, bu da eve yollandı AK Partili olduğu için. ‘Rüşvete aracılık etti, götürdü, teslim etti’ diyen Özer Ayık ile belediye başkanımızı tutukladılar. Bu diyor ki ‘Bu bunun aracılığıyla, buna rüşvet verdi.’ Bu eve gidiyor. Bu ‘Vermedim’ diyor, eve gidiyor. Aracı ile ‘Aldı’ dedikleri içeride kalıyor. Böyle bir sistem kurmuşlar, yani böyle bir yalan düzen. Esas yani ‘Ne için bu kadar sert tepki gösteriyoruz?’ sorusunun cevabı en başta burada gizli. Bu olacak şey değil.” diye konuştu.

“Gözümle gördüm, kulağımla duydum”

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde;

“Bakın o gün nasıl jeton düştüyse… Kendi kendine bu iş olmaz. Bunu savcılık kurgulamış. Bu Hakan’ın meselesi de kendi kendine olmaz. Gözümle gördüm, kulağımla duydum. O mahkemeye, mahkeme açılsın hakimin karşısına… Teknik olarak mümkün mü bilmiyorum. Bunları avukatları filan anlatacak ama anlatacaklarım var, gider şahitlik yapmak isterim. Bugünü anlatmak isterim onlara. Olacak şey değil. Şimdi bakalım bu şartlar altında içlerine sinecek mi? Gidip de bu kumpasla o belediyeyi, AKP’nin belediye meclis üyeleri gelip de ‘Tamam bu belediye bizim oldu’ diyecekler mi? Ben bunu sordum dün Gaziosmanpaşa’ya. Bir kere bu. Şimdi neden kızıyorsunuz? Hakan dahil, Aykut dahil, altı belediye başkanımız, birçok arkadaşımız, bir kısmı tanımadığım iş adamları. Bakın bunların bir kısmı da dün serbest kaldı. Doğru kaldı, yanlış kaldı bilmiyorum. Kimine adli kontrol verdiler, kimini serbest bıraktılar, kimini tutukladılar.”

“Ne anlıyorlarsa onu yapacağım”

“Bu insanlar suçları ispatlanıp, onaylanana kadar masumlar bir kere. Nasıl savcısınız, nasıl emniyetçisiniz, bu talimatı kimler veriyor? Bunu söylüyorum. Dedim ki ‘Böyle bir görüntüyü bir daha görürsem, insan gibi toplanıp dağılıyoruz burada. Dağılmamak üzere toplanırız.’ Bu dediğim de şu; ‘Daha fazla ileri gitmeyin, daha fazla ileri gideriz.’ Ne anlıyorlarsa onu söylüyorum. Bir daha söyleyeyim; ne anlıyorlarsa onu söylüyorum. Nerede toplanırız bilmem, ne kadar dağılmayız bilmem. Buradan mesajı alacak olan alsın. Bıçak kemiğe dayandı, bu vakitten sonra böyle haysiyetsizlikler yaparlarsa, onurumuzla oynamaya devam ederlerse, suçsuz insanlara iftira atarlarsa, bir belediye için 36 yaşındaki hiçbir suçu olmayan kişiye bunları yaşatırlarsa, bu işler böyle bu seyirde ve bu ritimde devam ederse, adil bir yargılanma ve arkadaşlarımızın kendilerini ifade ederek masumiyetlerini ortaya koyacakları bir adil yargılanma rejimi kurulmazsa, onlar normalleşmezlerse, sertleşirlerse ben de sertleşmeye devam edeceğim. Ne anlıyorlarsa onu yapacağım. Bu vakitten sonra bu işin dönüşü yok.”

“Böyle vicdansızlık, insafsızlık yok”

“Bu Tayyip Erdoğan suçlamaların hepsinden yargılandı. Bir gün evinden alınmadı. Bir gün gözaltında tutulmadı.” diyen Özel, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü;

“Bütün mahkemesi tutuksuz oldu. Hüküm kesinleşti, cezaevine davetiyeyle gitti. Davul ve zurnayla uğurlandı Saraçhane’den. Gitti, yattı. Yanında yatacağı kişiyi seçtiler resmen. İçerideyken şiir kitabı yayınladı biliyorsunuz ve içerideyken gelen ziyaretçi sayısıyla halen övünüyor. Ekrem İmamoğlu evinden gözaltına alındı. Dört gün Vatan emniyette iğrenç bir yerde tutuldu. Tutuklandı, Silivri’ye kondu. Tutuklu yargılanıyor. Ziyaretçi kısıtlaması var. Milletvekili dışındaki ziyaretçilere kısıtlama getirdiler. Resminin asılması yasak. Öbürü şiir kitabı yayınladı ya. (28 Şubat’ı sürekli gündemde tutuyorlar, o dönemde bu yoktu) Bu dört yılda bir olur. Bu 29 Şubat da değil, 30 Şubat darbesi. Görülmemiş bir şey. 30 Şubat diye bir tarih mi var? 30 Şubat darbesi bu, o 28 Şubat’sa. Dört katına 29 Şubat diyeyim, dört yılda bir görülür öylesi. Bu 30 Şubat darbesi ya. Böyle vicdansızlık, insafsızlık yok. Onun için siyaset-miyaset yapmıyoruz. Siyaset yapacağımız zamanlara döneriz, siyaset yaparız. Arkadaşlarımızın ve partimizin onuru, şerefi için, bu insanların aileleri için mücadele veriyoruz, direniyoruz.”

“Manisa’da kullandığı araçların faturasını göstersin bana”

“Kendisinin hiç ilgisi olmayan, ‘Kampanyada Avcılar İlçe Başkanlığı’na araç desteği istendi, araç desteği verdik’ diyorlar. Avcılar Belediye Başkanı’nı bu araç desteği veren kişiye ihale vermekle suçlayacaklar, ihale yapılmamış. İhale yok. Böyle acayip bir durum. Utku neden orada? Bilen gören yok. Adam sadece demiş ki ‘Ben Avcılar’a, GOP’a, şuraya buraya’ hatta iki ifade var onu da söyleyeyim, Bu da kayda girsin. Bunlar çarpıcı şeyler. Hem bir yerde dursun. Mesela bir ifadesi şu. İlk Aziz İhsan Aktaş’ı alıp götürüyorlar. İlk verdiği ve önüne ittirdikleri ifade, ‘Bu olmaz’ dedikleri şu. ‘Baba’ diyor, ‘Baba’ diye başlamış lafa. ‘Baba, ben bütün belediyelere, iş yaptığım belediyelere seçim geldi mi, kampanyaları için ne ihtiyaçları varsa baskı, araç falan yardım yaparım belediye başkanlarına. Bana haber yolladılar. AK Partililere yapıyorsun, bu belediyeleri biz alırsak ne yapacaksın? Gel bize de yap dediler- CHP demiş güya- Ben de AK Partililere yaptığım gibi AK Parti’ye 10 araba verdiysem, iki tane de CHP’li rakibine yolladım. Gelince bana sepet havası yapmasın diye.’ İfadesi bu. Bu ifadesini kabul etmemişler ‘Bu olmaz’ demişler. Bir süre sonra ifadeyi şöyle almışlar. ‘CHP’li belediye başkan adayları haber yolladı. Kampanyamıza yardım yapsın. Yardım et deyip dört-beş belediye ismi vermiş. Şu belediye söyledi, buna da, buna da, buna da verdik. Buralarda araç gezdi.’ Bakın bu ispata muhtaç bir iş de ilkinde ‘Ben bütün AK Partililere yapıyorum, AK Parti’ye 10 yaptıysam iki de bunlara yaptım, sepet havası olmasın’ diye ifade vermiş Aziz İhsan Aktaş. Bu ifadeyi alamıyor. Neden? İçinde AK Parti geçiyor. Eğer dün yapılan muamele; ahlaki, vicdani, hukuki olsa o gün Aziz İhsan Aktaş’ın yardım yaptığı 20 AK Partili belediye başkanını da alman lazım. Bir de şunu söyleyeyim. Manisa’da mesela bütün Somalılar bilir. Soma’daki madenler AK Parti’nin seçim kampanyasına full destek verirler. Sırf Soma’ya değil bütün Manisa’ya. Vaktiyle AK Parti konvoylarının, bu değil bundan önceki seçim, AK Parti konvoyların böyle vardı. Birbirinin aynısı 18 tane AK Parti bayrağı ile giydirilmiş büyük otobüs. Yabancı plaka. O plakalı araçları, hangi firma kiralamış? AK Parti bana mesela bir önceki seçim kampanyasında Manisa’da kullandığı araçların, yabancı plakalı araçların, şimdi yanlış il telaffuz etmeyeyim diye söylemiyorum. Yabancı plaka araçlara hangi firma tarafından, veya AK Parti’ye 18 otobüsün kiralama faturalarını göstersin bana. Hadi buyur.”

“‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim’ diyordu”

“Şimdi hedefi şu, iktidarda kalmak istiyor hatta geçtiğimiz günlerde söyledi. Yani ‘Can bedende durdukça’ koltukta oturmak istiyor. Muhalefete düşesi yok. Şöyle bir durum var, karşısında Beylikdüzü Belediyesini ondan alan, ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ dedikten sonra üç kez adaylarını yenen, bu aday, Türkiye’nin son Başbakanı Binali Yıldırım. Dönemin Meclis Başkanı Binali Yıldırım. Önce 31 Mart’ta 13 bin 600 farkla, sonra 23 Haziran’da 806 bin farkla yenen, sonra beş yıl boyunca yapmadığını bırakmadığı, işte başarısız göstermek için milletin karşısına çıkıp ‘Şehirciliği en iyi biliyor’ diye lanse ettikleri, öncesinde de bugün de Şehircilik Bakanı yaptığı Murat Kurum’u getirip 1 milyonun üzerinde fark yedirdiği bir Ekrem İmamoğlu var. Erdoğan kendisini yenilmez armada görüyordu ya, 31 Mart’ta onun travması şu, Erdoğan’ın nasıl bir rejime gelmek istediğini söylemek için söylüyorum. Sandıktan anladığı şuydu; Sandık birden çok partinin yarıştığı, Erdoğan’ın kazandığı bir oyun. Bu oyun için her şey mübah, öncesinde, sırasında sonrasında yapılan. Öncesinde devlet – parti ilişkisinin birbirine karıştığı, sırasında seçimde sandıkta oylar sayılırken itirazların kabulünü reddinin de. Şeklen böyleydi. Pratikte sandık ne? Geçmişi tümüyle ibra eden… Ne diyor? 17 – 25 Aralık’tan sonra 31 Mart seçimlerinde? Milletim girdiğimiz ilk seçimde bizi akladı. Bakanların çocukları parayla yakalanmışlar, bakanlar parayla yakalanmış, dönemin Başbakanı, ‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim’ demiş ve o dönemin Başbakanını almış, Başbakanlıktan almış bu dosyalara Yüce Divan’a yollamak istiyor diye. Ahmet Davutoğlu’ndan bahsediyorum. Ahmet Bey o dönemde Yüce Divan’ı savunuyordu. ‘Gitsinler aklansınlar’ diyordu. ‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim’ diyordu. Ve Erdoğan şöyle görüyor sandığı, partilerin yarıştığı, günün sonunda seçimi kendisinin kazandığı, kazanmakla birlikte geçmişini ibra ettiği akladığı, gelecek beş yıla da kayıtsız şartsız meşruiyet tanımladığı bir alan. Bu 31 Mart’a kadar maalesef böyle gelişti, böyle gitti. Kazandı, ‘Milletin beni akladı, o oldu, bu oldu. Önümüzdeki beş yılda da ben seçildim, istediğim gibi yönetirim’ dedi.”

“Özgür Özel onu bu seçimde yenmiş”

“31 Mart’ta şunu gördü. Artık bir yenilmezliği yok kendisinin. Yani altın kemer gitti. Takıyordu altın kemeri, beş sene kasıla kasıla yürüyordu. ‘Ben kazandım istediğimi yaparım.’ İşin kötüsü, daha kötüsü bakın yenilmezliği yok ama bir yenilmez var. Genel Başkan olarak Özgür Özel onu bu seçimde yenmiş, Ekrem İmamoğlu çıkardığı adayları yenmiş, Mansur Yavaş, Ankara’da yenmiş, o artık yenilmez değil ama bir yenilmez var o da Ekrem İmamoğlu. Dört kez üst üste Tayyip Bey’in adaylarını yenmiş. Tayyip Bey, Ekrem Bey’i yenememenin psikolojisi içinde ‘Gelecek seçimlere gidemeyiz, rakibim bu olmamalı’ diyor. Ya rakibi ortadan kaldıracak, ya sandığı ortadan kaldıracak.”

Özel’den Erdoğan’a: “Ya Rakibi Ortadan Kaldıracak, Ya Sandığı”