Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Suriye’deki iktidar değişikliği, Türkiye-İsrail ilişkileri ve yeniden gündeme gelen çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Okuyan, bölgedeki gelişmelerin İsrail’in planlarının bozulduğu şeklinde değerlendirilemeyeceğini savundu.
Suriye’deki iktidar değişikliğinden önemli kazanımlar elde eden ülkelerden birinin İsrail olduğunu belirten Okuyan, Türkiye’nin de süreçten kazanç sağlamasının İsrail’in elde ettiği kazanımları ortadan kaldırmadığını ifade etti. Okuyan, “Suriye’de kazananlar arasında Türkiye’nin olması ya da gösterilmesi, İsrail’in de çok büyük bir kazanç elde ettiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor” dedi.
“Türkiye ile İsrail arasındaki çekişmenin sınırları var”
Türkiye ile İsrail arasında bölgesel çıkar çatışmaları bulunduğunu belirten Okuyan, bu rekabetin ABD ile ilişkilerden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Bölgesel rekabet ve ABD’nin bölgedeki rol dağılımında daha fazla ağırlık kazanma çabasını iki ülke arasındaki anlaşmazlık başlıkları arasında gösteren Okuyan, buna karşılık ortak noktaların da bulunduğunu kaydetti.
Okuyan, “Her iki ülke de ABD’nin müttefiki. Her iki ülke de İran’ın bölgesel etkisini kırmak istiyor. Her iki ülke de geniş bir coğrafyada yeni sürüm Pax-Americana dayatmasına ortak durumda” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin belirli sınırlar içerisinde devam ettiğini öne süren Okuyan, “Dikkatle bakınca Türkiye ile İsrail arasındaki çekişmenin sınırları olduğu görülür. Bu sınırlar ABD tarafından çizilmiştir” dedi.
Okuyan, ABD’nin bölgedeki ağırlığında yaşanabilecek bir değişimin mevcut dengeleri etkileyebileceğini, ancak mevcut durumda iki ülke arasındaki rekabetin kontrol edilebilir bir çerçevede sürdüğünü savundu.
“Daha makul bir siyonist gelecek”
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Okuyan, Netanyahu sonrasında İsrail’de daha farklı bir siyasi dönemin başlayabileceğini ileri sürdü.
Okuyan, “Netanyahu bir biçimde gidecek, onun fanatizmiyle elde edilen kazanımları arsızca cebine koyan daha ‘makul’ bir siyonist gelecek ve gerilimlerin daha kolay kontrol edileceği bir süreç başlayacaktır” ifadelerini kullandı.
“İsrail Kürt dinamiğini koz olarak kullanıyor”
Suriye’de yaşanan değişim ile Türkiye’de yeniden gündeme gelen çözüm süreci arasında bağlantı kuran Okuyan, süreçle birlikte “İsrail’in planlarını bozduk” söyleminin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ve AKP kanadından dile getirildiğini belirtti.
İsrail’in bölgedeki Kürt dinamiğini bir dış politika aracı olarak kullandığını savunan Okuyan, bunun aynı zamanda Türkiye üzerinde baskı oluşturmak amacıyla değerlendirilebileceğini ileri sürdü. Okuyan, “Ancak bu kozun ABD ve İngiltere’nin isteği doğrultusunda Türkiye’yi belli bir yöne doğru ittirmek için şantaj olarak değerlendirilmediğini kim söyleyebilir?” dedi.
“İran’ı halletmek için göreve talip”
Abdullah Öcalan’ın son dönemde yaptığı açıklamalara da değinen Okuyan, Öcalan’ın İran’a ilişkin yaklaşımı ile Türkiye’deki siyasi yapıya yönelik değerlendirmelerini eleştirdi.
Okuyan, “Geldiğimiz noktada Öcalan İran’ı halletmek için göreve talip olmakta” dedi. Okuyan ayrıca, “Daha da önemlisi, Cumhuriyet’in formatlanarak Yeni-Osmanlıcı bir yapıya ulaşılmasını sürecin temel hedefi olarak ilan etmektedir” ifadelerini kullandı.
“ABD ve İngiltere’nin kurduğu yeni bir oyunun içinde sürükleniliyor”
Bölgedeki gelişmelerin İsrail’in planlarının bozulduğu şeklinde yorumlanamayacağını savunan Okuyan, sürecin ABD ve İngiltere’nin bölgesel politikaları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Okuyan, “Burada İsrail’in oyunu filan bozulmamaktadır. Tersine bölgede ABD ve İngiltere’nin kurduğu yeni bir oyunun içinde sürüklenilmektedir” ifadelerini kullandı.
Okuyan, bu süreci “sürüklenme” olarak tanımlamasının gerekçeleri arasında AKP iktidarının izlenen politikanın sonuçlarını bütünüyle öngöremediği yönündeki görüşünü, ABD’nin bölgedeki bütün hedeflerini gerçekleştirecek güce sahip olmadığını ve bölgesel rekabetin yeni dengelerle birlikte daha da derinleşebileceğini gösterdi.
Bölgedeki mevcut koşullara ilişkin değerlendirmesini sürdüren Okuyan, “Kafalardaki plan ya da fantezilerin yol açacağı türbülanslarla başa çıkacak bir akıl da göze çarpmamaktadır” dedi.
“Hani ne oldu Saray rejimine?”
Okuyan, paylaşımının sonunda muhalefetin bir bölümünün çözüm sürecine yönelik yaklaşımını da eleştirdi. Sürecin Türkiye’de demokratikleşme sağlayacağı ya da ulusların kendi kaderini tayin hakkı bakımından ilerleme yaratacağı yönündeki görüşlere karşı çıkan Okuyan, “Ve bütün bunlar olurken, ‘muhalif’ birileri Türkiye’nin demokratikleşeceğini, birileriyse ulusların kaderlerini tayin hakkında ilerleme kaydedileceğini anlatıp durmaktadır. Hani ne oldu ‘Saray rejimi’ne? Pardon, ‘halkların mücadelesi’ onu geriletti, köşeye sıkıştırdı değil mi?” ifadelerini kullandı.























