1. Haberler
  2. Haberler
  3. Türkiye
  4. Siyaset
  5. TKP Genel Sekreteri Okuyan: “AKP Bu Ülkeyi Seçimsiz Yönetemez”

TKP Genel Sekreteri Okuyan: “AKP Bu Ülkeyi Seçimsiz Yönetemez”

featured

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de yayınlanan Komünist Bakış’ta programında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki ayrışmalar, iktidarın siyasi hamleleri ve kamuoyunda tartışılan “devlet aklı” kavramı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Okuyan, Türkiye’de siyasetin sermaye odaklı şekillendiğini savunarak iktidar ve muhalefet partilerine yönelik eleştirilerini dile getirdi.

“CHP’de Beraber Yürüme Yolu Geçildi”

Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında yaşandığı belirtilen gerilimleri değerlendiren Okuyan, CHP’nin artık fiilen ikiye bölündüğünü savundu. İki taraf arasında bir uzlaşma beklemediğini ifade eden Okuyan, “CHP’de iktidarın yarattığı tartışma tek parti olarak devam edilemeyecek bir hale gelmiş durumda. Ortada siyasi ve ideolojik bir tartışma yok. Böyle olunca ön plandaki kadroların birlikte hareket etme isteği ve yeteneğine bakmak durumunda kalıyoruz. Beraber devam edemezler. Bu bir ayrışma mı olur, bir taraf sönümlenir mi o ayrı bir mesele” dedi.

Parti içindeki isimler üzerinden örneklendirme yapan Okuyan, “Hangi güç Barış Yarkadaş’la Başarır’ı bir araya getirecek. Arada çok büyük siyasi ve ideolojik farklılıklar yok ama bir arada yürüyebilme yolu geçildi” ifadelerini kullandı.

“AKP Seçimlerden Kurtulamaz”

İktidar partisinin mevcut siyasi tablodaki rolüne ve olası hamlelerine de değinen Okuyan, AKP’nin inisiyatifi elinde tutmaya çalıştığını ancak seçimsiz bir yönetim sürecinin mümkün olmadığını belirtti. Okuyan, şunları söyledi:

“AKP iktidara geldiğinden beri belli kısa dönemler dışında inisiyatifi hep elinde tuttu. CHP konusu da öyle. Sonuçta bu hamle AKP’den geldi. Kılıçdaroğlu’nu öne attılar. Ancak artık toplum CHP’deki tarafları tartışıyor ve taraf olmaya çalışıyor. AKP Kılıçdaroğlu ekibine işaret edip, televizyonlarda öne çıkarmaya çalışıyor fakat AKP tabanı bundan kuşkulu. Şöyle bir tuhaflık var, AKP siyaset alanını bile isteye CHP’lilere terk etti. Bu işine gelmez AKP’nin. Türkiye’de toplum siyaset alanındaki gerilimden o kadar rahatsız olmuyor. CHP’yi yıpratır konusu kolayca kabul edilebilir bir şey değil. AKP bu tabloya müdahale edecektir. Ama atacağı adımlar yine CHP’ye yönelik olacaktır. CHP’liler şu anda Özel ve etrafında toplanıyor. Mesela bugün belediye operasyonlarını yeniden başlattılar. Belki az önce konuştuğumuz isimlere dönük adımlar atacaklar. Yani AKP bunun sonuçlarına katlanacak dediğimiz şey de olgunlaşıyor. AKP’nin işi kolaylaşmış değil. Ne yazık ki toplum örgütsüz ancak unutmayalım oy vermek önemseniyor. AKP bu ülkeyi seçimsiz yönetemez, seçimlerden kurtulamaz. Savaş koşulu gibi durumlar olur, o ayrı. Bu yüzden AKP tabanında da bir soru işareti oluşmaya başladı. AKP’nin işine gelen tablo oluştu demek için çok erken.”

“Tek Bir Devlet Aklı İddiası Doğru Değil”

Siyasette sıkça gündeme gelen “devlet aklı” tartışmalarına da değinen Okuyan, meselenin sınıfsal bir temelde ele alınması gerektiğini ifade etti. Sürekliliği olan, tek bir devlet aklından söz etmenin mümkün olmadığını belirten Okuyan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Derinlerde her şeyden bağımsız bir ‘devlet aklı’ iddiasından kurtulmak lazım. Bunun karşısında ‘patronların borusu öter’ kestirmeciliği yapmak istemiyorum. Ama illa böyle bir indirgemecilik yapılacaksa, ‘sermaye egemenliği’ni, ‘devlet aklı’ teorisine tercih ederim. Öte yandan bir ‘devlet aklı’ var mıdır, vardır. Her sermaye iktidarında devlet, zaman zaman yenilenen bir strateji ortaya koyar. Ama Türkiye’de tek bir devlet aklı olduğu iddiası doğru değil. İttihatçılıkla beraber söylenegelen öyküde çok büyük boşluklar ve yanlışlıklar var. Kuşoğlu, ‘İttihatçılar Türkiye’deki bütün akımları; islamcıları milliyetçileri, liberalleri batıcıları kendi bünyelerinde birleştirdiler ve bunun üzerine bir akıl inşa edildi, bu akıl Cumhuriyet’i de kurdu’ diyor. Böyle bir şey yok. İttihatçı birçok kadro Milli Mücadele’ye katıldı, kuruluşta önemli görevlerde yer aldı ama sürekliliği olan bir devlet aklından söz etmek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu aşağılamaktır. İttihatçıların oluşturmaya çalıştığı devlet aklı şuydu; ‘Biz barbarların egemen olduğu bir dünyada kaybetmeye başlayan bir imparatorluğuz.’ Ve ülkeyi kurtarmak için bir strateji oluşturdular. O stratejiyi oluştururken Osmanlı içindeki ilerici-devrimci dinamikleri temsil ettiler. Bu anlamda İttihatçılık Türkiye’de köken itibariyle önemli bir birikimdir. Ama sonra ideolojik ve sınıfsal karakterleri yüzünden meselenin özünü, emperyalizmin özünü anlamadılar. Ve Osmanlı’yı kurtarıp yeniden büyütmek için kurtlar sofrasına oturmaya kalktılar. Almanya ile işbirliği, Almanya’ya çok sevdalı oldukları için olmadı, biz nasıl hem imparatorluğu kurtarıp yeni topraklara kavuşuruz diye baktılar, en uygun stratejiyi Almanya ile ittifakta buldular ve kaybettiler. Sınıfsal bakmayan görmez. İttihatçılar da sınıfsal bakmadıkları için göremediler. Cumhuriyetin kopuşu bir kopuştur bu açıdan.”

“TKP’nin bu tavrı ilgi çekiyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluklara yönelik söylemleriyle neden ortaklaşmadıkları yönündeki bir soru üzerine Okuyan, CHP’nin geçmiş pratiklerine işaret etti. Okuyan, “Yanında öyle isimler var ki, bunları Kılıçdaroğlu söyleyemez. Ayrıca bunlar yerel yönetimlerde yeni mi başladı, neredelerdi? CHP bunlarla mücadele etmemekle kalmadı, parçası olmak için de korkunç çaba harcadı” diye konuştu.

Bazı sol partilerin CHP içi aktörleri “önder” veya “lider” olarak tanımlamasını da eleştiren Okuyan, “TKP görüldüğü üzere gelişmeleri yakından izliyor. Gerektiğinde siyasal pozisyon alarak yanıt veriyor, gerekirse mitinglerle de yanıt verebilir. Ancak şu anda CHP içerisindeki taraflara dönük bir angajmana TKP girmez. Nedeni şu, Türkiye toplumunun önünde yığılmakta olan çok önemli konular var, mesela anayasa. Biz ortaya çıkan öfkeyi paylaşıyoruz. Ama kimi sol partiler İmamoğlu’nu önder, Özel’i muhalefetin lideri olarak tarif etti. Bunlar ilan edildi. Bu nokta koymaktır. Bizim işimiz, mücadelemiz, idealimiz var bu ülkede. Bu doğrultuda hareket etmemize neden olacak hiçbir şeyi yapmayız, yapmayacağız. Ayrıca TKP’nin bu tavrı ilgi de çekiyor” ifadelerini kullandı.

“Genel Başkana Aşırı Yetki Veren Partiler Kaosa Sürüklenir”

Son olarak Siyasi Partiler Yasası’nı ve partilerin tüzük yapılarını eleştiren Okuyan, CHP’deki MYK belirleme sürecini örnek göstererek siyasi partilerdeki “genel başkanlık diktatörlüğüne” dikkat çekti. Okuyan şu ifadeleri kullandı:

“Yerel yönetimler sorgulanmalı, yasa değiştirilmeye çalışılmalıdır. Başka bir şey daha sorgulanmalı. Bugün ‘Kılıçdaroğlu MYK’ye son şeklini veriyor’ denildi. MYK bir yürütme organı. CHP tüzüğünde MYK’nin nasıl belirleneceği muğlak bırakılmış. Aslında gündelik olarak partiyi yöneten ekip. Peki bunlar nasıl belirlenir, yanıtı yok. PM içerisinden belirlenir yazıyor sadece. Bu yüzden Kılıçdaroğlu bir MYK belirliyor. Sosyalist bir ülkede nasıl olacak dedik; meclisin üzerinde hiçbir şey olmayacak. O meclisin başkanını Meclis seçecek ve gerektiğinde görevden alacak. CHP’nin halkı nedir, bütün üyelerdir. Ya da delegedir. Bütün üyeler delegeyi seçer, delege ne yapar? PM’yi seçiyor, bir de Genel Başkanı seçiyor. Niye? Siyasi Partiler Yasası’nda ve TKP dışında bütün partilerde, bu tuhaflık zaten başkanlık ya da genel başkanlık diktatörlüğü getiriyor. Halbuki doğrusu nedir? PM’nin Genel Başkanı belirlemesidir. O zaman Genel başkan PM’ye sorumlu olur, şimdi sorumsuz. Üstelik aradaki MYK’yi de belirliyor. Genel başkanın MYK’yi feshetme yetkisi var. Yeni üyeleri de genel başkan belirler diyor, parti böyle bir şey değil. Ama düzen partileri böyle. Bu tüzükten hiçbir taraf da rahatsız olmadı, herkes aldı cebine koydu. TKP bir dizi mücadele öneriyor. Cumhuriyetçi birikimin sınıfsal bir zeminde ayağa kalkması lazım Türkiye’de. Bunun için uğraşıyoruz. Bunun yanında siyaset alanına iktidar bir müdahalede bulunuyor, sermaye zaten çürütmüş durumda. TKP bu alanı emekçilere açıp alternatif bir siyaseti gündeme getirmeye çalışıyor. Kimse bunu sorgulamıyor. Genel başkana bu kadar yetkiler verilen bir parti kaosa zaten sürüklenir. İktidar kolay müdahale eder. Partimizin üyesi, diplomat Engin Solakoğlu, son vurulan gemilerden hareket ederek bugün soL’da önemli bir yazı yazdı. Bunlar ciddi meseleler. Bunların arkasında taraflaşma yaratmak zorundayız. Kılıçdaroğlu-Özel tartışması böyle bir taraflaşma değil. CHP’ye dönük müdahalenin sonuna kadar karşısındayız ama eldeki tüm birikim bu ayrışmanın arkasında konumlandırılırsa, buradan sanılan bir toplumsal silkiniş çıkmaz. Duygulara teslim olmuş bir strateji olmaz. Kaçıncı travma bu? O travmaların neden yaşandığının sorgulanması lazım. Kılıçdaroğlu bunu hak etti ayrı ama her şey ona yapıştırılıyor. Türkiye’nin kurtuluş projesi, bu kadar duygulara bağımlı şekilde ve bir goygoyculukla yapılamaz. Bazen sakinlik iyidir. Sosyalizm diye bir şey varsa hiçbir şey bu kadar ucuz değil.”

TKP Genel Sekreteri Okuyan: “AKP Bu Ülkeyi Seçimsiz Yönetemez”