DOLAR 16,3697 -0.08%
EURO 17,5735 0.37%
ALTIN 973,54-0,10
BITCOIN 4872392,31%
Ankara
23°

AÇIK

03:39

İMSAK'A KALAN SÜRE

Mardin’de gülsuyu özünden içilebilir yaşam iksiri üretti

Mardin’de gülsuyu özünden içilebilir yaşam iksiri üretti

ABONE OL
Aralık 16, 2021 17:18
Mardin’de gülsuyu özünden içilebilir yaşam iksiri üretti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ankara’da yaşayan Mardinli Araştırmacı Yazar Arif Akdaş, dünyada ilk defa gülsuyundan ürettiği Sultan 21 adlı iksiri birçok hastalığa şifa kaynağı olacağını ifade etti.

Şehmus EDİS (MARDİN İGFA)
İksir hakkında açıklamalarda bulunan firma yetkilisi Mardinli Araştırmacı Yazar Arif Akdaş, Ürettikleri İksir Tarım Bakanlığı tarafından onaylı olduğunu söyledi.
Kısa süre önce piyasaya çıkan bu İksirin başta Avrupa ve Rusya’da bile büyük ilgi gördüğünü belirten Akdağ,” İksirimiz Konya ilimizde Haccp. GMP. Helal ve ISO kalite belgesine sahip tesislerde üretilmektedir. Dünyada ilk defa kendimiz üreteceğiz.  İksir Rusların dikkatini çekti. Önümüzdeki günlerde Rusya’dan gelecek olan bazı firmaların bilim adamları Türkiye’ye gelerek iksir hakkında bizimle görüşmelerde bulunacaklar. Ayrıca iksirin de Bio enerjisinin frekanslarını ölçecekler.”dedi

Birçok hastalığa şifa kaynağı olacak bu iksirin gülsuyu ve gülsuyundan elde edilen kristal özü ile şeker pancarının şekeri kullanılarak elde edildiğini ifade eden Akdaş,” İçerisinde ayrıca kadim sır barındıran “Sultan21” insanların ruhuna neşe bedenine canlılık katacağına inanıyorum. Dünyada bir ilk olan ve kullanılanlar üzerinde olumlu etki oluşturan iksir için önümüzdeki günlerde ulusal ve yerel medyaya tanıtımını yapacağız. Ses getirecek insanlığa şifa kaynağı olacak bir iksirden söz edeceğiz. Şu anda iksirin patentini aldık. Başta Türkiye’nin birçok şehrinde ve Avrupa’ya piyasaya süreceğiz.” İfadelerini kullandı

Gülün tarihi insanlığın tarihinden de öncesine dayandığını dile getiren Akdaş,” Güllerin yaşı günümüzden 25 ile 40 milyon yıl öncesine kadar dayanır. Geçmiş tarihler gözlemlendiğinde güle ait ilk kayıtlara 5000 yıl önceki Mezopotamya’da bulunan kil tabletlerinde rastlanılmıştır. Gülsuyunun pek çok tarihçi tarafından Babil gibi eski medeniyetlerde kullanıldığı belirtilmiştir” diye konuştu.

Ürettiğimiz bu iksirin şu an dünyada bir benzeri olmayan, en kıymetli ve en nadide bir şifa kaynağı olduğunu iddia eden Akdaş, iksir  hakkında şu bilgileri verdi.”  Türk gülü kristalinin mineral ve frekansı ve kendisine has enerji boyutundaki sır içeriği ile insan üzerindeki şifacı yönüyle, sabah 7 öğle 7 akşam 7 olmak üzere günde 21 damla 21 günde  içildiğinde, başta: Eklem hastalıklarına, sindirim sistemine, böbreklere, omurgaya ve karaciğere şifa olduğu gibi, Kan şekerini dengede tutar. Yaşlanmayı geciktirir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Tansiyonun düzenli olmasına katkıda bulunur. Ayak tırnağından beynin kılcal damarlarına kadar nüfuz eder. İnsan moleküllerine işler. Rahim üreme yerlerini şahlandırarak, menopozun kadınlar üstündeki etkisini giderir. Ruhsal hastalıklara iyi geliyor. İnsana ferahlık veriyor. Kişinin manevi gücünü arttırarak epifiz bezine destek olur. Kişiyi psikolojik açıdan destekler. Negatif enerjinin insan vücudunda atılmasını sağlarken ayrıca kötü enerjiye karşı da kalkan görevi yapar. Beyin omurilik omurilik soğanına kadar nüfuz ederek, tüm sinir sistemine şifa kaynağı olacak. Ayrıca sayamadığımız birçok hastalığa da iyi geleceğine inanıyorum.”

Bin bir derde deva olan bu iksire, bizlerde, geçmiş zamanların kadim bilgilerine dayanarak, bu fenomene “Yaşam Şifresi” adını verdiklerini kaydeden Araştırmacı Yazar Arif Akdaş,  açıklamalarına şöyle devam etti.“ Bu iksir, Türk diyarlarında kadim bir sır, Roma’da, aşk ve güzellik, Şam’da Şifa, Endülüs’te Ölüm, Pers Diyarında ise Zafer demek idi! Anadolu’ya, erenlerin sırlı gönüllerinde taşınarak okyanusların ötesinden gelen bu kadim bilgi, kadim sır, yaşam tarihinin de kaydıdır.  Öyle ki, derin tarihi kökleri olan ve sırlanmış sinelerde muhafaza edilen ve yüzyıllar boyunca “Sultan 21” metaforu, kadim dünya halkları arasında, mitler ve efsanelerle, farklı kültürlerde ve inançlarda, nakış nakış yazıtlara ve gönüllere bir kadim sır olarak işlenmiştir. MÖ 2300’e kadar uzanan Hint metinlerinde tutun da, Mezopotamya’ya, Kleopetra’dan  Michelangelo’ya kadar, insanlık tarihi kadar eski olduğu anlaşıldı. Eski Mısır’da ve Antik Yunan’da dahi bu iksiri elde etmek için, Babil’in Asma bahçelerinde, eski zamanların bilgeleri, astrologları, müneccimleri, bir araya gelmişlerdir. Rivayetlere göre de bu kadim sırrın hikayesi Hazreti Süleyman Aleyhisselam ve Hazreti Zülkarneyn’e kadar hikâyesi uzanıyor. Kadim zamanların, Orta doğunun kadim yazıtlarında, eski Sanskritçe yazılarda, parşomenlerde, Kralların, aristokratların, hükümdarların, filozofların, hekimlerin, tabiplerin, bilgelerin, müneccimlerin, hikmet erbabı ve marifet sahibi ehil kimseler, ipek yolu boyunca, Avrupa sarayları, Osmanlı Sarayları gibi, kadim imparatorluklar, tarihi arayışları içerisinde kadim sır, “Sultan 21” iksiri arayışında, haber vermişlerdir ki bu kadim iksire “ Kara Şehzade” veya “ Rüya” adını da vermişlerdir.” diye konuştu.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP