İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İzBBŞT), 2025-2026 sezonuna hazırlıklarını sürdürüyor. Yeni sezonun ilk oyunlarından biri olarak, Arthur Miller’ın ünlü eseri “Cadı Kazanı” tiyatroseverlerle buluşacak.
Beş yıldır kesintisiz olarak perdelerini açan İzBBŞT, ekim ayında başlayacak yeni sezonu için yoğun bir hazırlık sürecine girdi. Bu sezon, yönetmenliğini usta yönetmen Lemi Bilgin’in üstlendiği “Cadı Kazanı” sahnelenecek.
Geçen sezon dört farklı oyunla izleyici karşısına çıkan İzBBŞT, bu sezonda Arthur Miller’ın 1950’lerdeki McCarthy dönemi eleştirisi olarak kaleme aldığı “Cadı Kazanı” ile izleyiciyi etkilemeyi hedefliyor. Oyunun dramaturjisinde Duygu Kankaytsın Çelenk, sahne tasarımında Anıl Ateş, giysi tasarımında ise Deniz Bilgili yer alacak. Meltem Cumbul, Levent Üzümcü, Harun Özer, Selen Bayındır, Hayriye Çam, Ecem Aydın, Dine Altıok, Mehmet Onur Atbaş, Başak Akbay, Şirin Saraçoğlu, Ayhan Anıl, Özgür Molla, Sonay Eren, Burak Şentürk, Berivan Kater ve Ceren Parlar gibi geniş bir oyuncu kadrosu ile sahneye taşınacak oyun, İzmirli tiyatroseverlere unutulmaz bir deneyim sunmayı vaat ediyor.

İzBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Levent Üzümcü, geçtiğimiz sezon Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi konjonktürü dikkate alarak “Cadı Kazanı” oyununu sahneye koyacaklarını açıklamıştı. İzBBŞT’nin yeni sezonundaki bu önemli yapıt, bireysel vicdan ile kitlesel baskı arasındaki gerilimi güçlü bir şekilde yansıtarak, toplumsal korkunun ve histerinin nasıl yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
“Cadı Kazanı” eseri, 1692 yılında Amerika’nın Salem kasabasında başlayan cadı mahkemelerinden esinlenerek, iftiraların ve suçlamaların yol açtığı toplumsal çöküşü anlatıyor. Ormanda büyü yaparken yakalanan bir grup genç kız, ceza almamak için başkalarını cadılıkla ilişkilendirmeye başlar. Bu iftiralar kısa sürede kasabayı sarar ve masum insanlar sorgulanıp zindana atılır, hatta darağacına gönderilir. Arthur Miller, bu eseriyle korkunun toplu cinnet haline dönüşmesini ve bireysel vicdan ile kitlesel baskı arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor. Oyun, iftiranın yıkıcılığını, adalet arayışını ve insan doğasının çelişkili yanlarını etkileyici bir şekilde işler.























