Sizde Yazın!

Acehan’dan Sert Tepki

Acehan’dan Sert Tepki

reklam

Çubuk Belediye Başkanı Tuncay Acehan fetö iftiracılarının kendisi hakkında savcılık, Valilik, İçişleri Bakanlığı, Bimer ve Cimer’e defalarca şikayette bulunduğunu belirterek, “Soruşturmalar sonucunda hepsinden alnımın akıyla çıktım” dedi. Acehan, “Bu iftiracılar beş yıl önce benim etrafımda pervane gibi fırdöndü dolanıyorlardı, makam ve menfaat umuduyla. İstediklerini vermeyince, kin ve hasedle, benim şahsiyetime, zihniyetime ve akıl sistematiğime en uzak bir terör ve cehalet örgütü olan sapık fetö iftirasını ve çamurunu attılar” diye konuştu.

“MAKAM VE MENFAAT PEŞİNDELER”

“Bana fetö çamuru atmak isteyenler, benim 43 yıldan beri MTTB, Büyük Doğu, Millî Görüş ve Akparti çizgisinde ve istikametinde bir ömür geçirdiğimi bal gibi biliyorlar” ifadelerini kullanan Acehan, bu iftirayı atanların makam ve menfaat peşinde olduğunu dile getirdi. Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Acehan, “Amaç çamur at, tutmazsa izi kalsın. Bu iftiracılar beş yıl önce benim etrafımda pervane gibi fırdöndü dolanıyorlardı, makam ve menfaat umuduyla. İstediklerini vermeyince, kin ve hasedle, benim şahsiyetime, zihniyetime ve akıl sistematiğime en uzak bir terör ve cehalet örgütü olan sapık fetö iftirasını ve çamurunu attılar. Çamur onların ellerinde ve kendi kişilikleri üzerinde kalacak ve bunun hesabını önce yüce Türk yargısı önünde ve sonra Rabbimizin mahkeme-i kübrasında verecekler. Mutlaka.” dedi.

“BENİMLE YARIŞACAK CESARET VE ÖZGÜVENDEN YOKSUNLAR”

“Bu iftiraların koltuk arzusu ve menfaat iştahı” ile ortaya çıktığını belirten Acehan “Şimdi yaklaşan seçimler, onların koltuk arzusunu ve menfaat iştahını daha bir azdırmış görünüyor ki çamur ve iftiralara sarılmalarının sebebi budur. Er meydanına, seçim meydanına karşıma mertçe çıkıp benimle yarışacak özgüven ve cesaretten yoksunlar, çünkü… Bu iftiracılar, hem savcılıklara, hem valilik ve içişleri bakanlığına, bimere, cimere defalarca şikayet ettiler. İdari ve hukuki soruşturmalar sonucu hepsinden alnımın akıyla çıktım. Çünkü benim ne geçmiş hayatımda ne bugünümde, ne fikir hayatımda ne de ideolojik aksiyon plânımda, fetö gibi hain ve sapık bir örgüt asla yer bulamaz” şeklinde konuştu.

“BU İFTİRALAR BENİM ÜZERİMDE TUTMAZ, TUTAMAZ, TUTMAYACAK”

Geçmişten bugüne siyaset sahnesinde almış olduğu görevlere de yer verdiği geniş bir açıklama yapan Çubuk Belediye Başkanı Acehan ifadelerini şu şekilde sürdürdü: “1975 yılında, 17 yaşında iken, Çubuk MTTB Teşkilatının kurucu heyetinde görev aldım. 1976 ile 1980 arasında beş yıl Çubuk MTTB Başkanı olarak görev yaptım. 12 Eylül’de Mamak zindanlarındaydım. Bir no.lu Mamak Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde bir buçuk yıl süren yargılama sonucu MTTB‘li arkadaşlarımla birlikte beraatimize karar verildi.

1983’te Datça Refah Partisini kuran ve 1989 yerel seçimine hazırlayan ekibin başındaydım. 1995 Milletvekili Genel seçiminde, Ankara ikinci bölge adayı oldum. 28 Şubat sürecine kalemimle eylemlerimle en keskin muhalefeti ve mücadeleyi yaptım. Ve bilenler şahittir; bunun ailece bedelini ödedik. Feda olsun, inandığım dava için.

2002 Genel Seçiminde, Akparti Ankara ikinci bölge a.adaylığı ve sonrasında iktidarda olmamıza rağmen, milletimiz ve partimizin vesayet güç odaklarıyla boğuşmayla geçen zor yıllarında Akparti Çubuk İlçe Başkanlığı, hayatımın en çok gurur ve onur duyduğum dönemleri olacaktır.

Onbir yıldır, gerek Akparti İlçe Başkanı olarak ve gerek Çubuk Belediye Başkanı olarak, geçirdiğimiz on seçimde saha ve propoganda çalışmaları ve sandık güvenliği ve hakimiyetini temin etme kapsamında Ak Dava adına kazandığımız zaferler ile son dönemde belediyemizin hizmetleri ve yüzakı proje-yatırımları benim için hayatımın Onur ve Gurur madalyası olacaktır…

Bütün bu dönemler boyunca, bizzat benim başkanlığımda MTTB tarafından yayınlanan 1979-80 Çubuk Haber Gazetesinde,
1988-90 Datça Yenigün Gazetesinde,
1996-97 Çubuk Elif Gazetesinde,
2007-2008 Çubuk Haber İnternet sitesinde,
yazdığım yazılar, haberler ve yaşadığım mazi,
benim 43 yıldan beri yürüdüğüm yol ve istikamet çizgisinin ne olduğunu gösteren en önemli belge ve delillerdir.

Facebook sayfalarında tekrar yayınlanan ve yayınlanacak olan bu yayın ve belgeler, zalimlere, darbecilere, cuntacılara, anti-demokratik vesayetçi güç yapılarına, millî irade hırsızlarına, sahtekar din şeyhlerine ve tağutî düzenlere karşı muhalefet ve mücadelemin huzur-u mahşerde en büyük şahidi ve delili olacaktır. Sırf bu nedenledir ki, haddini aşan, had bilmez bu İftiracılar, ne kadar karalama, yalan, dezenformasyon, hile ve desise yaparlarsa yapsınlar, fetö çamuru ve iftirası benim üzerimde tutmaz, tutamaz, tutmayacak…

15 Temmuz gecesi de, hain darbe girişimini haber alır almaz, İlçe Başkanımız ile birlikte teşkilatımızda toplandık…
Anonslar ve mesajlarla halkımıza duyurular yaptık….
Atatürk Parkında toplanan halkımızla beraber, Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla ve Akparti İl Başkanımızın talimatıyla Esenboğa Havaalanına hareket ettik…
Uluslararası Hava Trafik Kontrol Merkezi ve Havaalanı giriş noktalarını belediyemizin kamyon ve kepçeleriyle kapatarak, Esenboğa Havaalanına inecek fetö birliklerine karşı savunma ve mücadele için parti teşkilatımız ve belediye çalışanlarımız ile tehlike savuşuncaya kadar hazır bekledik.
15 Temmuz gecesi, bu iftiracılar neredeydi, acaba?
Hain darbe kalkışmasından sonra, 27 gün boyunca Atatürk Parkı, Sıhhiye ve Külliyede demokrasi nöbetlerine ve direnişe devam ettik…
Daha önceki askeri darbelere de, fetö darbesine de direnmek ve onlara muhalefet etmek benim demokrasi, milli irade ve tevhidî din anlayışımın gereğidir; olmazsa olmaz şartıdır…

Çünkü, benim tevhid bilincime ve kulluk anlayışıma,
benim fikir ve inanç dünyama,
fetö gibi kendi mensuplarını robotlaştıran, efsunlayan,
şirk ve cehalet batağına düşüren,
irade ve aklını şizofren sözde bir lidere ipotek eden,
“haşhaşi“ bir din anlayışı asla ve kat’a giremez ve yaklaşamaz…

Bundan sonra kalan hayatım boyunca da, dinimiz adına ortaya çıkacak olan hiç bir bel’amın, hainin, mescid-i dırar sahibinin arkasından gidecek, el eteğini öpecek, önünde eğilecek değilim..

Kur’an öğretisini ve tevhid bilincini Mehmet Akif, Necip Fazıl, Cemil Meriç, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Seyyid Kutup okuyarak öğrendim ve onlar gibi dik ve sağlam durarak ömrümü geçirdim…şükürler olsun Allah’a…

Bugüne kadar, yanlış ve bozuk bir itikadın ve cemaatin kölesi olmadım; bugünden sonra da din satıcılarının ve yaratıcımla arama girecek sahte şeyh bozuntusu şizofren sözde imamların yalanlarına inanacak, aklımı ve vicdanımı kiralayacak değilim… hamdolsun,

İnancıyla ve bilinciyle, ayaklarıyla yere tek başına ve tam olarak basan Müslüman bir birey oldum; sokma akılla hareket eden haşhaşi bir sürünün güdülen koyunu asla olmadım…

Benim inandığım İslâm dini, insanın irade hürriyetini, düşünme ve muhakeme kabiliyetini ve tercih hakkını din adına tekelinde tutmaya kalkışan ve Allah ile kul arasına giren aracıları kabul etmeye asla elverişli değildir.

Nerede kaldı ki sahtekar ve dolandırıcı din bezirganı fetö gibi hain, katil ve millet düşmanı sapık bir örgütün peşine düşmek? Böyle bir ihanet, cehalet ve gaflet zirvesine bizzat yüce dinimiz kesinlikle izin vermez.,!

Benim inanç ve düşünce yapım, bu tür “BEL’AM“ kılıklı sahte din adamlarının şirk ve sapıklık tuzağına düşmeye kesinlikle izin vermez…

Yüce İslâm dininin yeryüzünde gerçekleştirmek istediği en önemli hedef, insanı Allah’tan başka güç odaklarına kulluk etmeye çağıran veya zorlayan zorba otoritelere ve güç odaklarına karşı mücadele etmek ve kula kulluk cehaletini ve şirk fitnesini ortadan kaldırmaktır.

Kuran öğretisi, insanı Rabbine kulluktan alıkoyan bu şirk enstrümanını TAGUT olarak adlandırmıştır.

Alemlerin Rabbi Kuran’da buyurur ki: “Biz, her ümmete bir peygamber gönderdik ki yalnız Allah’a kulluk edesiniz ve taguttan sakınasınız” (Nahl, 36)

Kutlu çağrının özü ve peygamberlerin tebliğinin aslı işte budur: “Yalnız Allah’a kul olmak, kula kulluk etmemek; kulu kendisine kulluk etmeye zorlayan din aracılarına, tagutlara, zalimlere ve zorbalara karşı cihat etmek”

Allah’ın adını kendi nefsi ve çıkarı adına ve firavun namına istismar edecek olan din aldatıcıları ve satıcıları yani belamlar ve mescid-i dırar müteahhitleri kıyamete kadar mevcut olacaktır.
İşte bu hain fetö de son 40 yılda, dinimizi kullanarak, milletimize kötülük eden, devletimize tuzak kuran, 250 insanımızın şehadetine 2200 vatandaşımızın yaralanmasına sebep olan katil ve sapık bir şer örgütüdür…
fetullah gülen çağımızın bel’amı, fetö örgütü de çağımızın mescid-i dırarıdır…
Gerçek iman sahibi hiç bir müslüman bunlara kanmaz, aldanmaz…

Ben de hiç bir zaman, imanımı, irademi, ve vicdanımı fetö ve benzeri sahte din imamlarına teslim etmedim;
beynimi ve yüreğimi, insan bedenini robotlaştıran, ruhunu köleleştiren fetö ve benzeri sapık örgütlere kiralık vermedim.

Tevhid bilinci çerçevesinde, özgür düşünmenin ve eleştirmenin keyfini yaşadım…

Dünyayı ve hayatı, bilim ve akıl süzgecinden geçirerek yorumlamanın tadını ve huzurunu yaşadım…

Muhakeme ve mantık yetilerimi kullanarak toplumu ve sosyal olguları analiz ve sentez yapmanın gerçekliğini kavradım…

İnancıyla ve bilinciyle, ayaklarıyla yere tek başına ve tam olarak basan Müslüman bir birey oldum; sokma akılla hareket eden haşhaşi bir sürünün güdülen koyunu asla olmadım…

Kur’an öğretisini ve tevhid bilincini Mehmet Akif, Necip Fazıl, Cemil Meriç, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Seyyid Kutup okuyarak öğrendim ve onlar gibi dik ve sağlam durarak ömrümü geçirdim… şükürler olsun Allah’a…

Rabbim sıra-ı müstakimden ayırmasın, son nefesime kadar.

reklam
Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
çubuk tuncay acehan

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
CLOSE
CLOSE